Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/1557 E. 2012/7646 K. 11.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1557
KARAR NO : 2012/7646
KARAR TARİHİ : 11.06.2012

MAHKEMESİ : Beyoğlu Asliye 2. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu … üzerine kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalı …’ya,…’ın da …’e sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … …, borçlu ile aralarındaki bir çok ceza ve hukuk davası nedeni ile husumet bulunduğunu, birlikte hareket etmelerinin sözkonusu olmadığını, borç alacak ilişkisi ve taşınmaz alım satım ilişkisi bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece taraflar arasında muvazaalı işlem sabit olmadığından ve hatta incelenen tüm dosyalar dikkate alındığında taraflar arasında muvazaanın mümkün olamayacağı, pek çok ceza dosyası, savcılık soruşturması ve hukuk davaları ile iki taraf arasında muvazaalı davranış yapılamayacak
şekilde husumetin bulunduğu, sadece taşınmazın tapu sicilinde bildirilen değeri ile gerçek değeri arasındaki farkın muvazaa için yeterli olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
6183 sayılı Yasa uyarınca borçlunun iptale tabi tasarrufları 27, 28, 29 ve 30. maddelerinde düzenlenmiştir. Sözkonusu iptale tabi tasarrufları düzenleyen yasa maddeleri gözönüne alındığında borçlu ile tasarrufta bulunan 3. kişi arasındaki iptale tabi tasarruflar ivazsız tasarruflar başlığı altında 27. maddesi, bağışlama sayılan tasarruflar başlığı altında 28. maddesi ve hükümsüz sayılan diğer tasarruflar başlığı altında 29. maddesinde düzenlendiği görülmektedir. Yasa’nın 30/I. fıkrasında malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceğine işaret edilmiştir.
Somut olayda davalı …’ın davalı …’ın çalışanı olduğu, ayrıca… ile davalı borçlu … arasında borç alacak ilişkisi bulunduğu davalıların kendi savunma ve beyanlarından anlaşılmaktadır. Davalı …’ın savunmasında dava dışı bir taşınmaza ilişkin olarak borçlu …’den alacağının bulunduğunu belirtmiş olması dikkate alındığında aralarındaki bu borç alacak ilişkisi nedeni ile borçlunun içinde bulunduğu mali durumun, davalı … ve onun çalışanı olan … tarafından bilinebileceğinin kabulünü gerektirmektedir (6183 SK. md. 30/I). Hal böyle olunca açıklanan nedenlerle iptal şartlarının oluştuğu değerlendirilerek davanın kabulü ile 3. kişi yararına yapılan tasarruf tarihine kadar doğmuş ve kesinleşmiş olan vergi borcunun ulaştığı miktar ve ferileri ile sınırlı olarak
iptale karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.