Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/15675 E. 2013/7377 K. 21.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15675
KARAR NO : 2013/7377
KARAR TARİHİ : 21.05.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı alacaklı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 21.05.2013 Salı günü davacı 3.kişi vekili Av…. ve davalı alacaklı vekili Av…. geldi. Davalı borçlu tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı alacaklı ve davacı 3.kişi vekilleri dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı 3.kişi vekili, Kartal 6.İcra Müdürlüğünün 2008/7617 sayılı takip dosyasından, 06.08.2010 tarihinde davacıya ait iş yerindeki malların haczedildiğini, borçlu şirketin 2005 yılında tasfiye edildiğini, sicil kaydının silinerek hukuken tüzel kişiliğinin sona erdiğini, borçlu şirket hakkında ihya kararı alınmadan 2007 yılında takibe geçilmesinin hatalı olduğunu belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddeleri gereğince istihkak davasının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ve 3.kişi şirketin yetkililerinin aynı şahıs olduğu, borçlunun ekonomik krize girmesi üzerine tasfiye edilerek 3.kişi şirketin kurulduğu, borcun doğumundan sonra 2008 ve 2010 yıllarındaki hacizler sırasında haciz mahallinde borçlu şirkete ait pekçok belgenin bulunduğu faturaların icra takibinden sonra düzenlendiğinden haksız açılan davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre borçlu şirket ile davacı şirket arasında organik bağ bulunmadığı, davacının iddiasının yerinde olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar vermiş, hüküm davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1-Takip hukukuna dayalı istihkak davalarının açılması için ön koşul geçerli bir haczin varlığı ve bu koşulun yargılama sonunu kadar devam etmesidir.
Dava konusu haciz 06.08.2010 tarihinde yapılmış, dava ise 16.08.2010 tarihinde açılmıştır. 30.10.2010 tarihinde yeniden aynı adrese haciz için gidilmiştir. Alacaklı vekili bu haciz sırasında 06.08.2010 tarihinde haczedilen ve haciz tutanığının 1,2 ve 8.sıradaki malların muhafaza altına alınmasını diğer mallar üzerindeki haczin fekkini ve ek haciz yapılmasını istemiş, istem doğrultusunda işlem yapılmıştır. Bu durumda, alacaklı vekilinin bu talebi ile 06.08.2010 tarihinde haczedilen ve haciz tutanağının 3,4,5,6 ve 9.sırasındaki mallar ile ilgili haciz düştüğünden bu hacizli mallar yönünden davanın konusu kalmamıştır.
2-Dava konusu hacizden önce 18.07.2008 tarihli haciz sırasında mahalde borçlu şirkete ait 2008 yılında düzenlenmiş pekçok evraka rastlanmıştır. Borçlu ve davacı şirket ortakları arasında organik bağ bulunduğu her iki şirketinde aynı adreste faaliyette oldukları ticaret sicil kayıtları ile sabittir. Borçlu her ne kadar resmi olarak tasfiye sürecini tamamlamış olmakla birlikte fiilen faaliyetine devam ettiği anlaşılmaktadır. İİK’nun 97/a birinci fıkra ikinci cümle gereğince, borçlu ve 3.kişinin malı birlikte ellerinde bulundurma halinde dahi mal borçlu elinde addolunur ve ispat külfeti 3.kişiye aittir. Davacı 3.kişi hacizli mallarla ilgili olarak faturalar sunmuş ise de sunulan bu faturalardan 1 ve 8.sıradaki mallar ile ilgili faturalar borcun doğumundan sonra düzenlendiğinden itibar edilmemiş 2.sıradaki fax makinesi ile ilgili fatura borcun doğumdan önceki tarihi taşıdığından itibar edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, dava konusu haciz tutanağının 3,4,5,6,7, ve 9.sıradaki mallar yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 1 ve 8.sıradaki mallar yönünden mülkiyet karinesi aksi ispatlanmadığından davanın reddine, 2 sıradaki fax yönünden ise davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davacı 3.kişiden alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı alacaklıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 21.05.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.