YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15695
KARAR NO : 2013/4876
KARAR TARİHİ : 04.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın tek taraflı trafik kazasında hasarlandığını, ihbara rağmen davalının hasar bedelini ödemediğini, müvekkilinin yasal sınırın altında alkollü olduğunu, aracın pert olduğunu belirterek şimdilik 30.000 TL maddi ve yaşanılan üzüntü ve olumsuzluklar sebebiyle 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, alkol ölçüm saatine göre davacının olay anında 103 promil alkollü olduğunu, davacı sürücünün alkol dışında kaza yapmasına sebebiyet verecek unsurların olayda bulunmadığını, başlangıçta araçta bulunan davacının arkadaşlarından … isimli şahsın dahi kasko teminatından yararlanılması için sürücünün kendisi olduğunu beyan ettiğini, hasarın teminat kapsamı dışında kaldığını, manevi tazminat şartlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak sigortalı tarafından kasko sigorta şirketine karşı açılan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK.nın 48.maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin ” Uyuşturucu ve Keyif Verici maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1 maddesinde alkollü içki almış olması sebebiyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde taşıtın KTK.uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK.nın 48.maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kiilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup aynı maddenin 2.fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97.maddesinde yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulüde mümkün değildir.
O halde hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığını ispat yükü TTK.nın 1281 maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından mahkemece nöroloji uzmanı hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840, YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/ 11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18;
YHGK 14.12.2005 gün ve 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Somut olayda davacı, sigortalı aracında arkadaşları ve aileleri ile birlikte seyrederken 5.6.2011 günü saat 20.03 te yaralamalı ve tek taraflı trafik kazası meydana gelmiştir. Kaza tutanağında asfalt üzerindeki stabilizede aracını savurup direksiyon hakimiyetini kaybederek sol ön lastik kısmı ile orta refüjlere çarpıp takla atarak gidiş yönüne göre sol şerit üzerinde 4 lastiği üzerine durması sonucu kazanın meydana geldiği, davacının aracının hızını aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, hava, yol, trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması nedeniyle kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davacı hakkında taksirle yaralamaya sebebiyet vermek suçundan şikayet bulunmadığından trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun yasal unsurları oluşmadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmiştir. Davacı olayın ertesi günü karakolda verdiği ifadesinde arkadaşları ile ailece yemeğe gittiklerini, yemekte 1 kadeh bira içtiğini, daha sonra yönetimindeki araçla eve dönmek için hareket ettiklerini, Terzibağı mezarlığı civarına geldiklerinde önüne aniden bir bisikletlinin çıktığını, buna çarpmamak için direksiyonu kırınca aracın kontrolünü kaybettiğini ve yolun yanındaki orta bankete çarparak takla attıklarını, çevreden kendilerine yardıma gelindiğini, kısa süre sonra da trafik görevlileri ile ambulansın geldiğini, ambulansla hastaneye gönderildiklerini beyan etmiş, davacı aracında bulunan …,… ‘de davacının bu beyanını doğrulayarak kendileriyle aynı istikamette ve yolun kenarından seyreden bisikletli şahsın birden aracın önüne doğru çıkması sonucu davacının buna çarpmamak için manevra yaptığını ve aracın kontrolden
çıktığını söylemişlerdir. Davacı hakkında Erzincan Devlet Hastanesinde 6.6.2011 tarihinde saat 01.48 de düzenlenen raporda 0.34 promil alkollü olduğu tesbit edilmiş, acil servise saat 21.24 te kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Her ne kadar duruşmalarda dinlenen tutanak tanıklarının beyanlarından ve dosyadaki belgelerden tam olarak alkol ölçümünün yapıldığı saat tesbit edilememiş ise de; davacının da kazada basit tıbbı müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanması, öncelikle muayene ve müdahalenin yapılması, ayrıca araçta bulunan diğer şahısların da yaralanması sebebiyle onlara da müdahale edilmesi sebebiyle tahminen saat 22.00 sıralarında alkol ölçümünün yapılabileceği şeklinde değerlendirme yapılmıştır. Trafik görevlilerince 5.6.2011 tarihli saat 22.30 da düzenlenen alkollü sürücü gözlem tutanağında da davacı sigortalının doktor raporu ile 0.34 promil alkollü olduğunun tesbit edildiği, yapılan kontrolde sürücünün ayakta durmakta zorlanmadığı, konuşma anlama yeteneğini kaybetmediği belirtilmiştir. Buna göre de en geç saat 10.30 da alkol ölçümünün yapıldığının kabulü gerekir.
Davalı vekili, olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini, Widmark metoduna göre sigortalının olay anındaki alkol oranının daha fazla olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, hasar dosyasının da alkol nedeniyle reddedildiği anlaşılmıştır.
Davacı aracı, … model …r kamyonet olup sigorta bedeli 30.001 TL.dir Ekspertiz raporunda pertinin uygun görüldüğü bildirilmiştir.
Ayrıca 6100 sayılı HMK.nın 266. Maddesi hükmüne göre “mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ve çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.” Kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği ve sigortalı araçta bu kaza nedeniyle oluşan gerçek zarar miktarının tesbiti, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konulardan değildir. Bu hususlarda uzman bilirkişilerce inceleme yapılması gerekir. Yukarıda açıklanan ilkelere göre sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Kazanın ve dolayısıyla hasarın
salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir. Bu konularda mahkemece hiç bilirkişi incelemesi yapılmaksızın kasko sigortası genel şartlarında sürücünün güvenli sürüş yeteneğinin kaybetmesinin zararın teminat dışında kalması için zorunlu olmayıp yasal sınırın üzerinde alkol alınmasının yeterli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek aralarında nöroloji uzmanı ile trafik kusur ve hasar konularında uzman bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan davacı sigortalının savunması, davacı aracında bulunan şahısların ifadeleri, alkol raporu, olay saatindeki alkol oranı, olayla ilgili resmi görevlilerce düzenlenen tutanaklar, tüm dosya kapsamı ile olayın oluş şekli, hava, yol, gün trafik durumu birlikte değerlendirilerek kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka unsurların da kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının, davacı aracında meydana gelen gerçek zarar miktarının, onarımının mı pertinin mi ekonomik ve uygun olduğunun tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı …’a geri verilmesine 4.4.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.