YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15710
KARAR NO : 2013/4406
KARAR TARİHİ : 28.03.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı olan müvekkiline ait aracın 27.1.2007 tarihinde çalındığını, 30.1.2007 tarihinde olayın davalıya ihbar edildiğini, müvekkilinin araç kaydı üzerinde bulunan rehin ve hacizler nedeniyle aracın davalıya devrini bir süre sağlayamadığını, davalının müvekkiline hiç bir red veya ihtar yazısı göndermeden 7.4.2010 tarihinde zamanaşımı sebebiyle hasar dosyasını kapattığını, rehin ve hacizler kaldırıldıktan sonra davalıya 28.6.2010 tarihinde müracaat edilerek hasarın ödenmesinin istenildiğini, ancak bu talebin de reddedildiğini, aracın olay tarihindeki değerinin tahminen 20.000 TL olduğunu belirterek şimdilik 10.000 TL.nin 30.1.2007 ihbar tarihinden, olmadığı takdirde dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş; 30.5.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 9.750 TL daha artırarak toplam 19.750 TL.nin temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davanın ve ıslahla istenilen meblağın zamanaşımına uğradığını, araç üzerinde rehin olduğundan davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, hasar miktarının fahiş olduğunu, gerekli belgelerle birlikte usulüne uygun şekilde ihbarda bulunulmadığını, temerrüde düşmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile 19.750 TL.nin dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacı adına kayıtlı davaya konu araç üzerinde tesis edilen rehnin kaldırıldığının dosyada mevcut 12.10.2012 tarihli yazı cevabından anlaşılmasına, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesine dayanılarak sigortalı tarafından sigorta şirketi aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
TTK.nın 1268.maddesi hükmü gereğince sebepsiz yere ödenmiş bulunan primin veya sigorta bedelinin geri alınması alacakları dahil sigorta mukavelesinden doğan bütün mutalebeler 2 yılda münuruzamana uğrar. Zamanaşımının bağlangıcı TTK 1292, 1299 maddelerine göre ” alacağın muaccel olduğu gün, yani sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günüdür.”
Somut olayda davacıya ait davalıya kasko sigortalı araç 27.1.2007 tarihinde çalınmış, davacı aynı gün karakola müracaat ederek olayı bildirip şikayetçi olmuştur. Davacı tarafın iddiasına göre çalınma olayı davalıya 30.1.2007 tarihinde ihbar edilmiştir.
Davalı … 26.4.2007 tarihli yazı ile davacıdan tazminat talebinin değerlendirilmesi için gerekli belgelerin Bölge Müdürlüğüne gönderilmesini istemiş olup bunlar arasında vergi dairesinden alınacak ilişik kesme belgesi, trafik haciz kaydı olmadığına dair yazı, trafikten alınacak çekme belgesi veya “çalınmıştır kaşeli” ruhsat aslı da bulunmaktadır. Bu arada Akaçaabat İcra Müdürlüğünün 2006/279 sayılı doyasında yapılan takip nedeniyle davacı sigortalının hak ve alacaklarına haciz konulduğu belirtilerek davalı … şirketinden poliçeden dolayı davacıya ödeme yapılmaması istenilmiş, davalı … şirketince ilgili icra
müdürlüğüne verilen 30.1.2009 tarihli cevapta çalıntı araç için gerekli belgelerin temin edilememesi sebebiyle dosyanın bekletildiği sigortalıya ödeme yapılmadığı bildirilmiştir. Dosyaya getirilen trafik kaydına göre davacı aracında 7.4.2005 tarihinde …,… Şubesi lehine rehin 23.3.2006 tarihinde Görele İcra Müdürlüğünün 2005/540 sayılı dosyası nedeniyle haciz 3.4.2006 tarihinde Görele İcra Müdürlüğünün 391 sayılı evrakı ile haciz 14.4.2006 ve 26.9.2007 tarihlerinde Görele İcra Müdürlüğünün 2006/20 talimat sayılı evrakı ile yakalamalı haciz şerhlerinin bulunduğu görülmüştür. Davacı vekili 28.6.2010 tarihli dilekçesi ile müvekkiline ait araç üzerindeki tüm haciz ve rehinlerin kalktığını talep edilen tüm bilgi ve belgeler ve aracın hacizsiz rehinsiz olarak devrini gerçekleştirmeye hazır olduklarını gerekli evrakların temininden sonra kasko sigorta teminat bedelinin taraflarına ödenmesini ihtar etmiş ve akabinde 7.1.2011 tarihinde işbu dava açılarak şimdilik 10.000 TL.nin faizi ile davalıdan tahsili talep edilmiş, 30.5.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile de talep 9.750 TL daha artırılarak toplam 19.750 TL.nin ihbar veya bu kabul edilmediği takdirde dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini istenilmiştir.
Davalı … vekili süresi içinde verdiği cevap ve ıslaha karşı beyanlarını içeren dilekçelerinde davanın zamanaşımına uğradığını 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığını ve ıslah talebinde bulunulduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Davacı vekili ise davalının müvekkilini oyaladığını 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Davacı tarafın kabul ve ikrar ettiği 30.1.2007 ihbar tarihine 5 gün ilave edilerek bulunan 4.2.2007 tarihinden itibaren başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresi 4.2.2009 tarihinde sona ermektedir. Buna göre dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılmış ise de davalının davacı sigortalıyı zamanaşımı süresi dolana kadar oyalayıp oyalamadığı hususu yeterince incelenmeden davacının süresi içinde zararını talep ettiği davalı şirketin davacının talebine ilişkin herhangi bir yazılı cevap vermediği bu nedenle zamanaşımı iddiasının yersiz olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece tarafların davaya konu çalınma olayı ile ilgili birbirleriyle yaptıkları tüm yazışmaların varsa bunların muhataplarına tebliğine ilişkin belgelerin ilgililerinden temini ile davacı sigortalının davalı … tarafından istenilen belgeleri ne zaman temin edip sigortacıya teslim ettiğinin davacının ve davalı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri zamanında yerine getirip getirmediklerinin davalının davacıyı oyalayıp oyalamadığının tesbiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule görede; 6100 sayılı HMK.nun 266.maddesi gereğince “mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyi çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.”
Araç hasarının tesbiti hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konulardan olmayıp özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bu konuda uzman bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir. Kasko poliçelerinde yazılı olan araç sigorta bedeli, mutlaka ödenmesi gereken bir meblağ değildir. Kasko sigorta şirketi poliçe hükümlerine göre azami sigorta bedeli ile gerçek zarardan sorumludur. Gerçek zarar miktarının konunun uzman bilirkişi marifetiyle tesbit edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece davacı aracının olay tarihindeki 2.el piyasa rayiç değerinin tesbiti hususunda İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti gibi kurum ve kuruluşlardan seçilecek araç hasarı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde bu hususta hiç bir inceleme yapılmadan … ve Reasürans Şirketleri Birliğinden alınan cevaba göre aracın olay tarihindeki kasko sigorta değerine hükmedilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … A.Ş vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … şirketine geri verilmesine 28.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.