YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1658
KARAR NO : 2012/5662
KARAR TARİHİ : 04.05.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak iddiasının reddi davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı 3.kişiler vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (alacaklı) vekili, Kartal 1. İcra Müdürlüğü’nün 2009/7531 sayılı Takip dosyasında işçilik alacağı nedeni ile davalı borçlu şirket hakkında ilamlı icra takibi başlattıklarını, bu sırada borçluya ait nalbur dükkânında 15.09.2009’da, mobilya üzerine faaliyet gösteren iş yerinde ise 13.11.2009’da iki ayrı haciz uygulandığını, ilk hacizde istihkak iddia edenler ile borçlu şirket ortakları arasında akrabalık bağı bulunduğu, alacaklıdan mal kaçırmak için örtülü iş yeri devri yapıldığını, borçlunun eski adreslerinde üçüncü kişiler üzerinden faaliyetini sürdürdüğünü, İİK’nun 99. maddesi uyarınca verilen kararı 09.02.2010’da öğrenerek dava açtıklarını belirterek davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (üçüncü kişiler) vekili, İİK’nun 99. maddesi gereğince ispat yükünün alacaklıya düştüğünü, üçüncü kişilerin borçlu ile iş ilişkisinin bulunmadığını, takibe konu ilamın henüz kesinleşmediğini belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara katılmadığı gibi cevap da vermemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile 3.kişilerin istihkak iddialarının reddine, takibin devamına, tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı 3.kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davada taraf olmaya …’nun adına karar başlığında yer verilmesi, yerinde her zaman düzeltilmesi olanaklı maddi hata olarak kabul edilmiştir.
1)15.09.2009 günlü hacizle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 4949 sayılı Yasanın 101. maddesiyle değişik 363. maddesi hükmüne göre; Yasa’nın yürürlüğe girdiği 30.7.2003 tarihinden sonra icra mahkemelerince verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 2.000.000.000.- TL’sını geçmesi gerekir.
İİK’na 4949 sayılı Yasa’nın 102. maddesiyle eklenen Ek 1. madde uyarınca parasal sınır, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerlendirme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların (on milyon TL) 10,00.-TL ‘sını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.
2009 yılında bu parasal sınır 4.030,00.-TL olarak uygulanmıştır. Öte yandan 14.11.2009 gün ve 27406 sayılı Resmi Gazete’de ilan edilen Maliye Bakanlığı’na ait 392 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde, 2009 yılı için belirlenen yeniden değerlendirme oranı % 2,2 olarak öngörülmüştür. Buna göre, 2010 yılında icra mahkemelerince istihkak davaları sonucunda verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 4.110,00 TL’sını geçmesi gerekir.
İstihkak davalarında dava değeri alacak miktarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise ona göre belirlenir.
Buna göre somut olayda, temyiz konusu dava değeri mahcuzların değeri olan 3.726,00 TL’sıdır.
Bu durumda hüküm kesin nitelik taşıdığından temyiz dilekçesinin reddi İİK’nun 363, 365/3, Ek 1. maddeleri uyarınca reddi gerekmiştir.
2)13.11.2009 günlü hacizle ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
A-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı 3.kişiler vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
B-Dava, alacaklı tarafından İİK’nun 99. maddesi gereğince “istihkak iddiasının reddi” davası olarak açılmıştır.
İstihkak davalarında dava değeri alacak miktarı ile hacizli malların değerinden hangisi az ise ona göre belirlenir. Dairemizin ve Yargıtay’ın uzun süredir yerleşmiş uygulaması da bu yöndedir.
Somut olayda mahcuzların toplam değeri 17.226,00.-TL dava değeri olarak kabul edilmeli, nispi karar ve ilam harcı da bu miktar üzerinden hesaplanmalıdır.
Mahkemece harç hesabı hatalı yapılmışsa da bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ : Davalı üçüncü kişiler vekilinin, yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 15.09.2009 günlü hacze yönelik hükme ilişkin temyiz dilekçesinin İİK’nun 363, 365/3, Ek 1. maddeleri uyarınca reddine, (2-A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 13.11.2009 günlü hacze yönelik hükme ilişkin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2-B) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüne, kararın hüküm fıkrasının 4. bendindeki “Peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 811,30.-TL harcın davalılar … ve … İnşaat Taşımacılık Madencilik San. Ltd. Şti.nden tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına” ibaresinin çıkartılarak yerine; “17.226,00.-TL üzerinden alınması gereken 1.023,23.-TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 270,70.-TL harcın mahsubu ile bakiye 752,53.-TL harcın davalı üçüncü kişilerden alınarak Hazine’ye gelir kaydına” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı 3.kişilere geri verilmesine 4.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.