YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16734
KARAR NO : 2013/17294
KARAR TARİHİ : 05.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili, davalılar … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, tedavi, bakıcı, geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı nedeni ile fazlaya dair haklarını saklı tutarak 50.000,00.-TL maddi tazminatın tüm davalılardan, davalı … şirketinden dava, diğer davalılardan olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsilini, ayrıca kendisi için 200.000,00.-TL, eşi … için 40.000,00.-TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili, gerçek zarardan, kusur oranında poliçe limiti ile sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, kazada kusurun kendilerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, kazada kusurun kendilerinde olmadığını, eşin manevi tazminat talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davalı …’in %25, davalı …’nın %75 kusurlu olduğu, davacının
%2,3 oranında sürekli çalışma gücü kaybı bulunduğu kabul edilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddiyle, geçice ve sürekli çalışma gücü kaybı, bakıcı ve tedavi gideri için toplam 28.415,41.-TL maddi tazminatın davalı … şirketinin 19.396,18.-TL’sinden 30.01.2009 tarihinden, diğer davalıların olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile tahsiline, ayrıca … için 20.000,00.-TL, … için 6.000,00.-TL olmak üzere toplam 26.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline, bakiye tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili, davalılar … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle, oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve manevi tazminatın takdirinde BK’nın 47. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davacılar vekilinin ve davalı … vekilinin tüm, davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK md. 54) gereğince maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dava, davalıların işleten/sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın davacı …’na çarpması sonucu yaralanması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi ile davalılar aleyhinde açılmıştır.
Davalıların davacıya karşı sorumluluğu, yasadan kaynaklanan müteselsil sorumluluk ve aralarındaki münasebet ihtiyari dava arkadaşlığıdır. Müteselsil borçluluk niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde, evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır. Alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödeme-
de bulunduğu takdirde bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabilecektir. Bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçluların da alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan kurtulmalarının (BK m. 145/I) doğal bir sonucudur. Buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması durumunda bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini açıkça düzenlemiştir (BK m. 146/I). Bu şekilde belirlenen hak o borçlunun rücu hakkıdır. Yasa koyucu kendi payından fazla ödemede bulunan bir borçluya tanıdığı rücu hakkını kuvvetlendirmek amacıyla (BK m. 146/I) halefiyete de yer vermiştir. Açıklanan maddi hukuk hükümleri usul hukukunda dava olarak tezahür etmektedir. Müteselsil borçlular arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı nedeniyle hükmü temyiz etmeyenler hakkında lehe ya da aleyhe verilen kararın kesinleştiği düşünülebilirse de kesinleşme, sorumluluk davasına ilişkin olup ardından görülecek rücu davası yönünden yani borçlular arasındaki iç ilişki yönünden hüküm ifade etmez. Davalılar arasında açılabilecek rücu davası dikkate alındığında davalı … vekilinin diğer davalı … Sigorta A.Ş. aleyhine hükmü temyizde hukuki yararı bulunduğu aşikardır.
Zira görülmekte olan sorumluluk davasındaki karar, sorumlular arasındaki rücu davası yönünden kesin hüküm oluşturmaz ise de sorumluluk davasının kararı güçlü delil oluşturmaktadır. Hakkında güçlü delil oluşan davalının rücu davası yönünden sorumluluk davası hükmünü diğer müteselsil borçlu aleyhine temyiz etmesinde hukuki yararı vardır. İhtiyari dava arkadaşlarının sonradan birbirlerine karşı açacakları rücu davasında, esas alınacak mahkeme kararı, ihtilaf henüz önünde iken doğru olarak oluşmalı ve mahkeme davalıların ne oranda sorumlu tutulup tutulmayacaklarını sorumluluk davası sırasında halletmelidir. Bu kabul tarzı rücu davasında haksız yere temyiz edenler aleyhine güçlü delil oluşturmaması yönünden doğru olduğu gibi usul ekonomisi yönünden de tarafları tatmin edecektir. Temyiz etmeyen tarafların usulü müktesep hakları da mahkemece icrai nitelikte bir hüküm kurulmayacağı, bozma sonrası kararın gerekçesinde haklarındaki karar temyiz edilmediğinden kesinleşen davalıların da sorumluluk derecesinin tespit edilmesiyle yetinileceği dikkate alındığında ihlal edilmemiş
olacaktır (YHGK., 04.11.2009 tarih, 2009/16-428 Esas, 2009/483 Karar).
Yukarıdaki açıklamalar göz önüne alınarak somut olaya bakıldığında; davalıların işleten/sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu araçların neden olduğu kazada davacı … yaralanmış, davacı vekili müvekkilinin uğradığı zararların tazmini için 50.000,00.-TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yargılama sırasında alınan uzman bilirkişi raporunda davacının talep etmiş olduğu zarar türlerinden olan bakıcı gideri için 9.019,23.-TL olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece bakıcı giderinden davalı … Sigorta A.Ş.’nin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile bakıcı gideri için belirlenen miktar yönünden davalı … şirket dışındaki davalılar aleyhine hüküm kurulmuştur. Hüküm bakıcı giderinden sigorta şirketinin de sorumluluğunun bulunduğu yönünden sadece davalı … vekili tarafından temyiz edilmiş olup hükmü bu yönü ile temyiz etmeyen davacılar vekili ve davalı … yönünden kesinleşmiştir.
Ancak Borçlar Kanunu’nun 46. maddesi (6098 sayılı TBK md. 54) gereğince bedensel zarar türleri arasında değerlendirilebilecek bakıcı giderlerinden, 2918 sayılı KTK ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca zorunlu mali sorumluluk sigortacısının (trafik sigortası) sorumluluğu bulunmakta olup davalı … Sigorta A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Bununla birlikte davacılar vekili ve diğer davalı … vekili tarafından hüküm bu yönü ile temyiz edilmemiş olması nedeni ile davalı … Sigorta A.Ş. lehine usulü müktesep hak oluşmuştur. Davacı tarafın temyizi bulunmadığından davalı … vekilinin temyizi üzerine davalı … Sigorta A.Ş.’nin de belirlenen bakıcı giderlerinden sorumluluğu cihetine gidilemez. Zaten bunun icra kabiliyeti de bulunmamaktadır. Ancak davalı …, davalı … Sigorta A.Ş. ile müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gereken 9.019,23.-TL maddi tazminattan tek başına sorumlu tutulacağından, davalı … Sigorta A.Ş.’den aralarındaki iç ilişkiye göre bunu rücu edebilir. Açıklanan gerekçelerle rücu davası ile borçluları arasındaki iç ilişki ve usul ekonomisi dikkate alındığında,
kararın diğer davalının sorumluluğu yönündeki temyizinde davalı …’nın hukuki yararının bulunduğunun kabulü zorunlu olduğu gibi hakkındaki karar bu yönü ile kesinleşen davalı … Sigorta A.Ş.’nin belirlenen maddi tazminattan sorumluluğuna ilişkin değerlendirme yapılarak davalı … ile davalı … Sigorta A.Ş. arasındaki iç ilişkide geçerli olmak üzere; davalı … Sigorta A.Ş.’nin hüküm fıkrasının 1. bendinde yazılı ve …’nın sorumlu tutulduğu 9.019,23.-TL maddi tazminattan sorumlu olduğu hususunun tespitiyle yetinilmesi, bu şekilde icrai nitelikte bir hüküm kurulmayarak davacıya karşı … Sigorta A.Ş. yönünden usulü kazanılmış hakkında ihlal edilmemesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin ve davalı … vekilinin tüm, davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 3,15 TL kalan harcın temyiz eden davacılardan alınmasına, aşağıda dökümü yazılı 3.042,11 TL kalan harcın temyiz eden davalı …’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ya geri verilmesine 5.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.