Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/2290 E. 2012/13800 K. 11.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2290
KARAR NO : 2012/13800
KARAR TARİHİ : 11.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 11.12.2012 Salı günü davacı … vekili Av. Ayhan Kaygusuz ve davalı … vekili Av. … geldi. Diğer davalılardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalı … vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ve davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu ve taşınmaz bedelinin ödendiğine ilişkin delil sunulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değil-
dir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ).
Somut olayda İİK’nın 278. maddesinde belirtilen yakın akrabalar arasında bir satış olmadığı gibi taşınmazın satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre mislini aşan fark bulunmamaktadır. İşbu davada davalı … tarafından tapu kaydında yazılı miktarın tapu kayıtlarında yer almasından dolayı bu miktarın ödendiğinin ispatı adı geçen davalıdan istenemez. Bu miktar üzerinde bir ödemenin yapıldığı ileri sürülmüş ise ancak o miktarın ispatlanması istenebilir. Bunun aksini belirten mahkeme gerekçesinde isabet yoktur. Kaldı ki davalı …’in mesleki kariyer ve iş imkanları nazara alındığından tapuda yazılı miktarı ödeyecek güçte olduğunun kabulü hayatın olağan akışına aykırı değildir. Davalılar arasında alacağa mahsuben bir satış yapıldığı iddia ve ispat edilmemiş olup davalı …’in, borçlu …’in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu (İİK. 280/I) hususu da belirlenemediğinden davanın reddine karar verilmesi yerine yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 900.00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’a verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 11.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.