YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2977
KARAR NO : 2012/9602
KARAR TARİHİ : 20.09.2012
MAHKEMESİ :… İcra Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili ile davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, … İcra Müdürlüğü’nün 2009/371 sayılı takip dosyasından 11.8.2011 tarihinde müvekkili şirkete ait … Otel isimli işyerinde haczedilen asansörün müvekkiline ait olduğunu, borçlu şirket ile aralarında hiçbir hukuki ve organik bağ bulunmadığını, borçlu ile dava dışı … Belediyesi arasında düzenlenmiş olan yap-işlet-devret sözleşmesinin 15.7.2011 günlü Belediye Meclisi kararı ile feshedildiğini ve bu fesih ile her türlü malın belediyeye geçtiğini müvekkilinin bu fesihten sonra belediye ile yeni bir yap-işlet-devret sözleşmesi imzalayarak tesisi işletmeye başladığını, borçlu şirketin borçlarından sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haczin ödeme emri tebliğ edilen “… Otel” adlı işyerinde yapıldığını, dava konusu menkullerin daha önceden de aynı yerde haczedilerek borçlu temsilcilerine yediemin olarak bırakıldığını, söz konusu otelin bir kısmı Hazine taşınmazı üzerinde olduğundan kaymakamlıkça belediyeye idarenin izni olmadan otelin açılamayacağına dair 14.7.2011 tarihli yazı yazıldığını, bu yazıdan bir gün sonra davacı ile bedeliye arasında devir sözleşmesi imzalandığını, İİK’nun 44 ve BK’nun 179.maddeleri uyarınca devrin alacaklıların haklarını etkilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dava konusu mahcuzun haczin yapıldığı otelin bütünleyici parçası olduğu, borçlu ile yapılan sözleşmenin feshinden sonra davacı ile imzalanan yeni sözleşme ile mahcuzun mülkiyetinin Belediyeden geçtiği gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili ile davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmiştir.
1-Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK’nun 96 vd maddelerine dayanan istihkak davasına ilişkindir.
Haciz 11.8.2011 tarihinde borçluya ödeme emri tebliğ edilen ve daha önce de borçlu huzuru ile haciz yapılan adreste yapılmıştır. Davacı, borçlunun belediye ile imzalamış olduğu sözleşmenin feshinden sonra dava dışı belediye ile yeni bir sözleşme (yap-işlet-devret) imzalayarak haciz adresinde faaliyete başladığını, dava konusu mahcuz asansörün de bu sözleşme kapsamında otelin demirbaşı olarak kendi mülkiyetine geçtiğini ileri sürmüş, mahkemece de bu beyan doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, haciz adresinde daha önce borçlu şirketin faaliyet gösterdiği dosya kapsamı ile sabittir. Zaten bu husus davacı 3.kişinin de kabulündedir. Borçlu ile belediye arasında 1.10.2007 tarihinde imzalandığı anlaşılan sözleşmenin borçlunun 7.7.2011 tarihli dilekçesi ile feshedilmesi üzerine … Belediye Meclisinin 15.7.2011 günlü kararı ile otelin işletmesi davacıya verilmiş, daha sonra Belediye Meclisinin 11.8.2011 günlü kararı ile devrin belediye açısından sakıncalar doğuracağı belirtilerek önceki devir kararı iptal edilmiştir. Ancak borçlu bu kez 7.10.2011 tarihli dilekçesi ile hakkında girişilen takipler ve uygulanan haciz işlemleri nedeniyle işletmeyi kapatmak istediğini belirterek sözleşmeden doğan devir hakkının kendisine verilmesini istemiş, belediye meclisi de aynı günlü kararı ile devir hakkının (borçluya) verilmesine karar vermiştir. Tüm bu deliller hep birlikte değerlendirildiğinde davacı 3.kişi ile borçlu arasındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde bulunduğundan İİK’nun 44 ve BK’nun 179.maddelerinin uygulanması gerektiği açıkça ortadadır. Anılan madde de öngörülen koşulların yerine getirildiği iddia ve ispat edilememiştir. Kaldı ki, duruşma davetiyesininde haciz adresinde borçlu yetkilisine tebliğ edildiği, davacı ile borçlu şirketler arasında muvazaalı bir ilişki bulunduğu da anlaşılmaktadır. Bu durumda devir alacaklının haklarını etkilemeyeceği gibi devralan davacı da BK’nun 179.maddesi
uyarınca işletmenin borçlarından sorumlu bulunduğundan davanın reddi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklı ve davacı 3.kişiye geri verilmesine 20.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.