Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3223 E. 2012/7429 K. 07.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3223
KARAR NO : 2012/7429
KARAR TARİHİ : 07.06.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalı adına kayıtlı aracın dava dışı alkollü sürücü yönetiminde iken karıştığı kazada 3.kişiye ait aracın hasarlandığını, 5054 TL hasar bedelinin zarar gören aracın kasko sigortası şirketine ödendiğini, olayda davalı aracının sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunu, olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini belirterek 2918 sayılı KTK.nun 95 ve … genel şartlarının 4.maddesi gereğince 5054 TL.nın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmadığı gibi yazılı olarakta davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece sabit görülmeyen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, … sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 Sayılı KTK.nun 48.maddesinde alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK.nun
1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; davalıya ait aracın sürücüsü … 27.11.2008 tarihinde saat 22.45’te meydana gelen kazadan sonra saat 22.58’de yapılan ölçüme göre 1,52 promil alkollü olarak araç kullanırken aracının ön kısımları ile aynı istikamete seyreden dava dışı … … yönetimindeki aracın sağ ön köşe kısmına çarptıktan sonra kontrolünü kaybederek metrobüs bariyerine çarpıp takla atarak orta şeritte yan şekilde durmuş, çarptığı araçta metrobüs bariyerine çarparak durmuş yine aynı istikamete seyreden dava dışı … … yönetimindeki araçta ön kısımları ile dava dışı …’ya ait aracın sol yan kısımlarına çarpmıştır. Kaza tesbit tutanağında davalı aracının sürücüsünün şeride tecavüz etmekten kusurlu olduğu belirtilmiştir. Kaza tutanağına göre kaza gece saatinde açık havada, yüzeyi kuru asfalt yolda meydana gelmiştir. Yukarıda açıklanan ilkelere göre sürücünün alkollü olması yalnız başına hasarın teminat dışında kalmasını gerektirmez. Oluşan hasarın salt alkolün etkisi altında oluşup oluşmadığının saptanması gerekir.
Davacı taraf kazada hasarlanan dava dışı … … yönetimindeki araçta meydana gelen 5054 TL hasar bedelini, aracın kasko sigorta şirketine ödedikten sonra sigortalısı (kendi akidi) hakkında olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini bu halin teminat kapsamında bulunmadığını belirterek işbu rücu davasını açmıştır. Hükme esas alınan nörolog ve trafik kusur hasar uzmanı bilirkişi kurulu raporunda sürücü…’nın şerit izleme ve değiştirme kuralları ile manevraları düzenleyen genel şartları dikkate almaksızın 3 şeritli yolun en sağındaki
şeridi kullanmakta iken orta şeritte seyreden araçların güvenle geçişini etkili ve yeterli derecede kontrol etmeden aniden orta şeride yönelerek şerit değiştirme eylemine başladığı, asgari uyanıklık ve özen göstermediği diğer trafik kurallarına üstünlüğü kabul edilen önemli emredici birden çok trafik kuralarını ihlal ettiği ve tehlike yaratan ilk kusurlu davranışta bulunduğu bu sebeplerle dava konusu kazanın ve hasarın meydana gelmesinde %100 oranında tamamen kusurlu olduğu belirtildikten sonra sürücü…’nın hızının koşullara uygun olmadığı öte yandan adı geçen sürücünün aldığı alkolün etkisiyle dikkat ve reflekslerinde azalma olacağı düşünülmüş ise de; kazanın hazırlanması ve sonuçlanmasında salt alkolün etkisinin olduğunu söylemenin olası görülmediği, kaza yeri, yol geometrisi ve yapısı bakımından tüm sürücülerde hız yapma etkisi gösterebilecek durumda olduğu, kazadaki oluş ve sürücüdeki alkol düzeyi birlikte dikkate alındığında alkolün etkisinin yanında, sürücünün dikkatsizliği, tedbirsizliğinin de kazanın oluşmasında ve sonuçlanmasında etkili olduğu görüşünün benimsendiği, kazanın meydana gelmesinde salt alkol etkisi koşullarının oluşmadığı bildirilmiştir. Ne varki zaten sürücülerin dikkatsizliği ve tedbirsizliğinin tüm kazaların meydana gelmesinde başlıca sebep olduğu gözden kaçırıldığı gibi davalı aracının sürücüsü dışında kimseye kusur verilmediği, yol, hava, trafik durumunun kazanın oluşumunda etkili olduğu da belirtilmemiştir.
Davacı vekilinin itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu’ndan aldırılan 3.1.2011 tarihli raporda ise özetle sürücüde saptanan 1,52 promil alkolün bireysel farklılıkları dahi ortadan kaldırabilecek kadar yüksek seviyede olduğu, bu nedenle sürücünün trafikte kusurlu davranışının bekleneceği, ancak sadece kişinin alkol düzeyinin değerlendirilmesi ile alkolün kazadaki etkisinin belirlenemeyeceği, kazanın oluşumuna sebep olabilecek yol, araç, iklim durumu, vs. gibi diğer koşulların kazadaki rolünü değerlendirmenin adli tıbbi bir konu olmadığı bildirilmiştir.
Bir başka anlatımla Adli Tıp Kurumu kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği hususunun değerlendirilmesi yönünün kendilerinin uzmanlık alanına girmediğini belirterek bu konuda görüş bildirmemiştir. Buna rağmen mahkemece raporların birbirini teyit ettiği, davacının kazanın salt alkolün etkisi altında meydana geldiğini ispatlayamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, … veya Karayolları Genel Müdürlüğü gibi kurum veya kuruluşlardan seçilecek aralarında nöroloji ve trafik kusur uzmanlarının bulunduğu bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, yol, hava ve diğer dava dışı sürücülerin durumları, kaza tesbit tutanağı tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilip önceki bilirkişi raporları da irdelenerek kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin başka unsurlarında etkili olup olmadığının tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … AŞ. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … AŞ.’ye geri verilmesine 7.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.