YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3347
KARAR NO : 2012/4662
KARAR TARİHİ : 16.04.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından borçlu aleyhine Antalya 1.İcra Müdürlüğünün 2009/6727 sayılı dosyasından yürütülen takipte uygulanan 11.7.2009 tarihli haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan müvekkiline ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu cevap vermemiştir.
Mahkemece; davacı 3.kişi adresinde yapılan haciz işleminin takip dosyasından Tebligat Kanununun 21.maddesi uyarınca yapılan tebligat (ödeme emri) dışında başkaca somut delile dayanmadığı, olayda mahcuzların borçluya ait olduğunun kanıtlanması külfetinin alacaklıda olduğu, alacaklı tarafından da somut delillere dayanılmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Dava konusu 11.7.2009 tarihli haciz işlemi davacı 3.kişi adına kayıtlı işyerinde yapılmış ise de zabıtaca yapılan araştırmaya göre, haciz işleminin yapıldığı adres ile takip talebinde borçlu adresi olarak gösterilen yerlerin aynı adresler olduğu anlaşılmaktadır.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre, davacı 3.kişi başka adreste ticari faaliyette bulunmakta iken borcun doğum tarihi olan 28.2.2008 tarihinden sonra 27.6.2008 tarihinde haciz yapılan adrese nakil gelmiştir. Ödeme emri de bu adreste tebliğ edilmiş olup, tebliğden itibaren bir ay gibi uzun süreden sonra ödeme emri takip dosyasına iade edilmiştir.
Öte yandan, davacı 3.kişi ile borçlunun aynı konuda ticari faaliyette bulundukları açık olduğu gibi, 3.kişinin haciz uygulanan adrese nakil kararı aldığı tarihin hemen öncesinde ve mevcut bilgi ve belgelere göre takip borçlusu … ile kardeş olan …3.kişi şirket ortağından devir aldığı hisseler ile 3.kişi şirket ortağı olmuştur. …aynı zamanda borçlunun daha önce kurucu ortağı olduğu dava dışı … Granit Mermer Maden İnş.Ltd.Şti.nin de 02.10.2006 tarihinden itibaren ortağı olup, bu şirketin de haciz uygulanan adreste bir dönem (05.6.2007 ile 26.10.2007 tarihleri arasında) ticari faaliyette bulunduğu ve bu şirketin takip konusu borcun doğumundan sonraki tarihte tasfiyeye girdiği görülmektedir.
Bu durumda, mahcuzların borçlu ile 3.kişi tarafından birlikte ellerinde bulundurulduğu ve İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararına olduğu kabul edilmelidir. Bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Davacı tarafından ibraz edilen ve borcun doğumundan sonraki tarihi taşıyan faturalar, vergi kaydı ve kira sözleşemesi her zaman temini mümkün belge niteliğinde olması nedeniyle, 3.kişi tarafından yasal mülkiyet karinesinin aksinin kesin ve güçlü delillerle ispat edildiğinden söz edilemeyeceği gibi, borçlu ile 3.kişi arasında alacaklılardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işlemler yapıldığı, yapılan bu işlemlerin alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
O halde, açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre, mahkemece 3.kişinin danışığa dayalı istihkak davasının reddine karar vermek gerekirken, dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 16.4.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.