Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3376 E. 2012/5504 K. 03.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3376
KARAR NO : 2012/5504
KARAR TARİHİ : 03.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamında özetle; borçlunun hukuki işlemde bulunduğu … davalı olarak gösterilmediğinden mahkemece bu kişiye dava dilekçesi ile duruşma günü tebliğ edilerek davaya katılması sağlandıktan sonra yargılamanın yürütülmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra subut bulmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece 1999 yılında yapılan tasarruflar yönünden 6183 sayılı yasanın 26. maddesi uyarınca 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi, 2001 yılında yapılan tasarrufun ise aynı yasanın 27. maddesi uyarınca ödeme müddetinden geriye doğru 2 yıllık sürenin geçmesi ve davalılar hakkındaki davanın sübuta ermemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Somut olayda borçlu davalı … dava konusu taşınmazın 1/3 payı 09.11.1999 tarihinde davalı …’a, 1/3 payını 09.11.1999 tarihinde davalı …
…’a onun tarafından 10.04.2000 tarihinde davalı …’a, 1/3 payı 09.05.2001 tarihinde …’a satılmış, … taşınmazın tamamını 17.01.2005 tarihinde tekrar …’a, … tarafından … ve …’a onlar tarafından da 24.09.2008 tarihinde çıplak mülkiyeti davalı … Uluslar arası Nakliyat San. ve Tic. Ltd. Şti.ne satılmıştır. Dava 01.09.2005 tarihinde açılmış olup buna göre dava konusu taşınmazın 1999 yılında satılan payları yönünden 5 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olup mahkemece bu paylara ilişkin davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesinde ve dava konusu edilen diğer 1/3 pay yönünden ödeme müddetinden itibaren 2 yıllık sürenin geçmiş olması nedeniyle bu maddenin uygulanmamasına yönelik kararında bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak 6183 sayılı yasanın 30. maddesi borçlunun malı bulunmadığı veya borca yetmediği takdirde amme alacağının bir kısmının veya tamamının tahsiline imkan bırakmamak maksadiyle borçlu tarafından yapılan bir taraflı muamelelerle borçlunun maksadını bilen veya bilmesi lazım gelen kimselerle yapılan bütün muamelelerin tarihleri ne olursa olsun hükümsüz olduğunu öngörmektedir. Bu durumda mahkemece dava konusu taşınmazın 1/3 payının 09.05.2001 tarihinde yapılan satışına ilişkin olarak davalılardan … ile borçlu …’ın aynı ilçe nüfüsuna kayıtlı olmaları, davalı … ile borçlunun kardeş olması nedeniyle borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadıklarının tartışılması, davalılar …, … ve … Ltd. Şti.nin borçlu davalının durumunu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadıklarının araştırılarak buna ilişkin taraf delillerinin istenilmesi, olayda 6183 sayılı yasanın 30. maddesinin uygulama yeri olup olmadığının irdelenmesi ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.

SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 3.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.