YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/353
KARAR NO : 2012/5885
KARAR TARİHİ : 08.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’un amme alacağının tahsilini imkansız hale getirmek amacıyla adına kayıtlı Bodrum … parsel 1/12 hissesini 16.8.2006 tarihinde davalı …’a 1/12 hissesini 2.10.2007 tarihinde davalı …’e, 1/12 Hissesini 3.10.2007 tarihinde davalı …’e, 1/12 hissesini 4.5.2006 tarihinde davalı …’a, 1/12 hissesini 15.6.2006 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini dava ve talep etmiş, 15.7.2011 tarihli dilekçesiyle de vergi borcunun 18.3.2011 tarihinde yapılandırılıp tamamen ödendiğinden davanın konusuz kaldığını yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan tahsilini istamiştir.
Davalı borçlu vekili taşınmazın bulunduğu yer itibariyle Bodrum Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili adına bir araç ve iki daire bulunduğundan aciz halinde olmadığını dava konusu taşınmazın aslında müvekkilinin abisine ait olduğunu
söz konusu dairelerin bir kısmının kat karşılığı mülkiyet sözleşmesi gereği malik olan müteahhit tarafından satıldığını tasarrufun borçtan önce olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, Bodrum Mahkemelerinin yetkili olduğunu dava konusu taşınmazı borçludan değil dava dışı müteahhit …’dan aldığını, borçlunun aciz halinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, dava konusu taşınmazı 15.6.2006 tarihinde 129.500,00 TL bedelle aldığını, borçluyu tanımadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, Bodrum Mahkemelerinin yetkili olduğunu dava konusu taşınmazı borçludan değil müteahhit …’dan aldığını, borçlunun aciz halinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar savunma yapmamıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava konusu alacak miktarı yargılama devam ederken çıkartılan 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığından davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 Sayılı AATÜHK’nun 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için kesinleşmiş ve ödenmemiş bir kamu veya kurum alacağının bulunması, kesinleşen kamu veya kurum alacağı için tahsil idaresince yapılan icra takibinin kesinleşmiş olması gereklidir.
Somut olayda, davacı idare tarafından davalı borçlu hakkında başlatılan 12.6.2007 tarihli inceleme emrine istinaden 12.9.2007 tarihli vergi denetmeni … tarafından hazırlanan inceleme raporları gereğince davacı idare tarafından 27.10.2007 tarihli tahakkuk fişlerinin düzenlendiği, borçlu hakkında davacı tahsil idaresi tarafından 6183 sayılı Yasa gereğince yapılmış ve kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadığı,yine davalı borçlu adına kayıtlı iki daire ve davacı tarafından trafik kaydına haciz konulan bir araç olduğu anlaşıldığından davanın önkoşul yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 8.5.2012 gününde üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sırasında,6111 sayılı yasa kapsamında borcun yapılandırılması ve borçlu …’un yapılandırma gereğince borcunu ödemesi nedeniyle konusu kalmayan davada karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin ve nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiş,
Davalı borçlu, davanın haksız açıldığını, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını bildirerek vekalet ücreti ve yargı gideri yönünden kararı temyiz etmiştir.
Yargılama aşamasında borcun ödendiği ve davanın konusuz kaldığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı kararı temyiz etmemiş, davalı ise sadece vekalet ücreti ve yargı giderleri yönünden temyize gelmiştir.
Bu durumda temyiz incelemesinin sadece davalı aleyhinde hükmedilen vekalet ücreti ve yargı giderlerine yönelik yapılması gerekmektedir.
Sayın çoğunluğunda kabulünde olduğu üzere davacının davayı ikamesinin haksız olması nedeniyle davalının vekalet ücreti ve yargı giderleri ile yükümlü tutulması mümkün değildir.
Hükmün davalıya yükletilen vekalet ücreti ve yargı gideri yönünden davalı lehine bozulması gerekirken, haksız açılan ancak konusu kalmayan davada bozma yapılarak davanın reddine karar verilemeyeceği ilkesine (Yargıtay 15 H.D 16.9.1991 gün 2803-4132 ) aykırı, davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği yönünden yerel mahkeme kararını bozan sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.