Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3688 E. 2012/7584 K. 11.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3688
KARAR NO : 2012/7584
KARAR TARİHİ : 11.06.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı (üçüncü kişi) vekili, … 7. İcra Müdürlüğü’nün 2010/4145 sayılı Takip dosyasında yapılan 21.07.2010 günlü hacze konu menkullerin üçüncü kişiye ait faturalı eşyalar olduğunu, borçlu ile ilgisinin bulunmadığını, borçlunun davacının kayınvalidesi olması ve rahatsızlığı nedeni ile haciz mahallinde bulunduğunu belirterek istihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasına ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davacının sunduğu faturayı düzenleyen firmanın faaliyet alanı itibarı ile mahcuzları satmasının mümkün olmadığını, ortaklarının da borçlunun yakın akrabaları olduğunu belirterek davanın reddine ve tazminata karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı (borçlu), haciz adresi ile ilgisinin bulunmadığını, burada üçüncü kişinin ikamet ettiğini, rahatsızlığı nedeni ile yanına geldiği bir sırada haciz yapıldığını, oğlunun kendisi adına dükkân açtığını, icra takibinin O’nun borcundan kaynaklandığını belirterek istihkak iddiasını kabul ettiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği takip adresinde yapıldığı, borçlunun borca itiraz dilekçesinde burasını kendi adresi
olarak gösterdiği, mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun kabulü gerektiği, sunulan faturanın ve tanık anlatımlarının istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli olmadığı“ gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğindedir.
21.07.2010’da haciz işlemi için önce ödeme emrinin tebliğ edildiği takip adresine gidilmiş, İİK’nun 8/son maddesi gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerli haciz tutanağına göre hazır bulunan işçisi borçlunun evini göstermiş, dava konusu haciz de gösterilen bu yerde ve borçlunun huzurunda yapılmıştır.
İİK’nun 97/a maddesindeki mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır.
Davacı mahcuzların mülkiyetinin kendisine ait olduğunu iddia etmektedir. Ne var ki buna ilişkin sunduğu fatura borcun doğumundan sonra düzenlenmiş olup istihkak iddiasını kanıtlamaya elverişli nitelikte değildir.
Diğer yandan üçüncü kişi borçlunun oğlu ile evli iken borcun doğumundan sonra boşandıklarını kabul ve beyan etmektedir. Davalı borçlu da savunmaları sırasında, icra takibine konu borcun aslında oğlunun ticari faaliyetinden kaynaklandığını, resmi işlemlerin kendisi üzerinden yürüdüğünü belirtmektedir.
İstihkak iddiasının alacaklıdan mal kaçırmak için danışıklı olarak ileri sürüldüğünün kabulü gerekir.
Mahkemece her ne kadar haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği yerde yapıldığı yönündeki kabulü hatalı ise de istihkak iddiası kanıtlanamadığından davanın reddine karar verildiğinden, belirtilen bu yanlışlık sonuca etkili görülmeyerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı üçüncü kişi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya
uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 11.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.