YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3795
KARAR NO : 2012/5752
KARAR TARİHİ : 07.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davacılar – birleştirilen davanın davalıları A. …, B. …, B. … ve … (…) vekili, birleştirilen davanın davacısı … vekili ile davalı … mirasçıları vekili, davalı … vekili ve davalı …Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Asıl davanın davacıları vekili, davalıların malik ve sürücüsü olduğu aracın tam kusurlu olarak neden olduğu trafik kazasında müvekkillerinin desteği …’ın vefat
ettiğini, aracının hasarlandığını belirterek eşi … için ıslâh ile artırılmış 32.329.00 TL, çocukları B. … için 2.059.00 TL, B. … için 2.059.00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile her bir davacı için 2.000.00’er TL’ndan toplam 8.000.00 TL manevi tazminatın, araç hasarı için 1.660.00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleştirilen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen davanın davacısı vekili, aynı olay nedeniyle davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı olduğu araçların sebebiyet verdiği kazada müvekkilinin yaralandığını ve sürücüsü olduğu aracın hasarlandığını belirterek, yaralanmadan dolayı 1.000.00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 2.000.00 TL manevi tazminatın davalılar … mirasçıları ve …’tan, 1.000.00 TL manevi tazminatın davalı … mirasçılarından, araç hasarı için 6.000.00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan (sigorta şirketleri 750.00’şer TL poliçe limitinden sorumlu olarak) kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, husumete, kusur oranına ve tazminat miktarlarına itiraz ederek asıl ve birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, kusura, maddi ve manevi tazminat miktarlarına itiraz ederek asıl ve birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
Davalı …Ş. vekili, kusur oranında ve poliçe limitiyle sorumlu olduklarını bildirerek birleştirilen davanın reddini savunmuştur.
Davalı …Ş. vekili, poliçe limitiyle sorumlu olduklarını, temerrüde düşmediklerini savunmuştur.
Mahkemece, Yargıtay 4. H.D.’nin 03.04.2008 tarih, 2007/8832 Esas ve 2008/4660 Karar sayılı bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda, maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar – birleştirilen davanın davalıları … ve … (…) vekili, birleştirilen davanın davacısı … vekili ile davalı … mirasçıları vekili, davalı … vekili ve davalı …Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
1-Asıl ve birleştirilen dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1086 sayılı HUMK.’nun 381.- 389. maddelerinde (6100 sayılı HMK.’nun 294. – 297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK.’nun 297/2. maddesi); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır.
Somut olayda, mahkemece verilen ilk karar, Yargıtay 4.H.D.’nce kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunması nedeniyle bozulmuştur. Bozmaya uyularak verilen kararda asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı hüküm kurulmuş ise de; karar başlığında asıl ve birleştirilen davanın tarafları ayrı ayrı yazılmamış, hüküm kısmında davacıların talepleri yönünden kabul ve reddedilen tazminat miktarları belirtilmekle birlikte, sorumlu tutulan davalıların adları açıkça yazılmadan “davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline” denilmesi, infazda tereddüt oluşturacak niteliktedir.
Bu durumda mahkemece, asıl ve birleştirilen davanın taraflarının karar başlığında ayrı ayrı yazılması, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacılar – birleştirilen davanın davalıları …, …, … ve … (…) vekili, birleştirilen davanın davacısı … vekili ile davalı … mirasçıları vekilinin, davalı … vekili ve davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün
BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere geri verilmesine 7.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.