Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3802 E. 2012/5475 K. 02.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3802
KARAR NO : 2012/5475
KARAR TARİHİ : 02.05.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar Girişim Varlık Yönetim A.Ş. ve …vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu …’in üzerine kayıtlı taşınmazını, davalı …’ye sattığı, …’ün, …’e, …’in de …’e sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, muvazaanın sözkonusu olmadığını, dava dışı şirkete borçlarının bulunmadığını, aksine alacaklı olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, iyi niyetli olduklarını, taşınmazın alındığı davalı ile aralarında yakınlık bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … ve …’e usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece taşınmazı satın alan davalı dördüncü kişilerin kötüniyetli olduklarının kanıtlanamadığı, ayrıca davalı borçlu …’nin taşınmazı takip tarihinden önce satmış olduğunun anlaşıldığı, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar Girişim Varlık Yönetim A.Ş. ve … T.A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dördüncü ve diğer kişiler yönünden tasarrufun iptali davasının İİK’nın 280/I. maddesi uyarınca borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının bu kişilerce bilindiği veya bilinmesini gerektirir açık emarelerin bulunduğu hallerde söz konusu olmasına, borçlu ile 4. ve 5. kişiler … ve … arasındaki bağı ortaya koyan, borçlunun durumunu ve zarar verme kastının bu kişi tarafından bilinebileceği yönündeki emarelerin iddia ve ispat edilmemiş olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davalarda iptal kararı verilebilmesi için kural olarak borcun tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerekir. Alacaklının, borçlanmanın gerçekleştiği tarihteki borçlunun malvarlığına güvenerek işlem yapması gözönüne alınarak borcun doğumundan önceki tasarruflar iptal davasına konu edilemez. Bu nedenle borcun hangi tarihte doğduğu ve borcun doğumuna ilişkin hukuksal nedenin kaynağının araştırılması gerekir. Borcun doğumu haksız bir eylemden kaynaklanıyor ise haksız eylem tarihinin, hukuki bir işlem ise hukuki işlemin gerçekleştiği tarihin borcun doğum tarihi olarak kabulü gerekir.
Mahkemece davalı borçlu …’nin taşınmazı takip tarihinden önce satmış olduğunun anlaşıldığı ve koşulları oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Somut olayda, davacının takip konusu yaptığı alacak kredi sözleşmesine dayalı ve 05.09.2003 akit tarihli, iptale konu edilen taşınmaz satışı ise 28.09.2005 tarihlidir. Bu hali ile tasarruf tarihinin borcun doğumu tarihinden sonra olduğu görülmektedir. Hal böyle olunca mahkemece borçlunun
aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufların üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiş olduğu gözönüne alınarak, davalı … yönünden iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
Kabule göre de gerekçe kısmında karar başlığında davacı sıfatı ile yer alan …nin alacağını davacı Girişim Varlık Yönetim A.Ş.’ne temlik ettiği belirtilmiş ise de, hüküm bölümüne göre karar başlığında … T.A.Ş.’ne yer verilmiş olması bu davacı açısından da hüküm kurulduğu sonucunu doğurabileceği dikkate alınarak karar oluşturulması gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz itirazlarının kabulü ile açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 2.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.