YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4156
KARAR NO : 2012/8298
KARAR TARİHİ : 28.06.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 3.742 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğnii, davalı tarafın olayda %100 kusurlu olduğunu, davalı aleyhine Şişli 6.İcra Müdürlüğü’nün 2010/29706 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ve takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece davanın kabulü ile davalının icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın %40’ı olan 1.497 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, TTK.nun 1301.maddesine dayanılarak itirazın iptali şeklinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. T.C. 1982 Anayasa’sının 36. ve HUMK.nun 73.maddesi hükümlerinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel
kurala göre, mahkeme tarafları dinlenmeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Değinilen işlevleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü Hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur. Kural olarak tebligat tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. (Teb.Kan.10.mad.) Tebliği alacak kişi bu adreste bulunmamışsa, tebliğ memuru bulunabileceği yeri araştırır. Bulamazsa durumu mahalle, köy muhtarlıklarına doğruluğunu onaylatma suretiyle tesbit eder. (Teb.K.M.28) Bu husus tebliği çıkaran kuruluşa bildirilir. İlgili kuruluş, tebligatı alacak kişi memursa veya esnafsa adreslerini mensubu oldukları teşkilatlardan sorularak öğrenmeye çalışır. (Teb. Tüz. Md.13) Hükmü şahıslara ne şekilde tebligat yapılacağı Teb. K.nun 12,13.maddeleri ile tüzüğün 17 ve 18.maddelerinde düzenlenmiştir. Yine Teb. K.nun 11.maddesine göre vekil vasıtası ile takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Yapılan soruşturmaya rağmen ikametgahı oturduğu yer veya işyeri bulunamamışsa bu halde kişinin adresinin meçhul olduğu kabul edilerek (Teb. Tüz. Md.46) ilanen tebliğe karar verilebilir. (Yargıtay HGK.nun 22.12.2004 tarih, 2004/12-765 E. 2004/730 K.sayılı kararı) savunma hakkı ile sıkı sıkıya ilişkili olan adres araştırmasının zabıtaya yaptırılan bir inceleme ile sınırlı tutulmasının hakkın kısıtlanmasına yol açacağı kuşkusuzdur. O halde, adres araştırmasının geniş bir çerçeve içerisinde ele alınması, soruşturmanın çok yanlı ve özellikle kanuni karine ile tesbit edilen ikametgahta yapılması gerekir.
Somut olayda davalı borçlu … Finansal Kiralama AŞ. hakkında Şişli 6.İcra Müdürlüğü’nün 2010/29706 sayılı dosyasında davacı tarafından icra takibi yapılmış, davalı borçlunun takip talebinde belirtilen “… cad. No:26 …-… adresine gönderilen ödeme emri, muhatabın bu adresten adres bırakmadan ayrıldığından bahisle iade edilmiş; davacı-alacaklı vekili 15.2.2010 tarihli dilek-
çesi ile davalı borçlunun “… Mah. … Tozan Cad. No:18 … İş Merk. A Blok Kat:3 …/…” adresinde ikamet ettiğini bildirmiş; belirtilen adres itibariyle gönderilen ödeme emri davalı borçluya usulüne uygun olarak (Tebl.K.md.13 Tüzüğün 18.md. gereğince) tebliğ edilmiş; davalı-borçlu vekili tebliğ yapılan aynı adresi dilekçesinde müvekkilinin adresi olarak bildirerek süresinde icra takibine itiraz etmiştir. Davalı şirketin takibe itirazı üzerine açılan işbu itirazın iptali davasında dava dilekçesinde davacı taraf, ödeme emrinin tebliğ edildiği adres yerine davalının icra takibinde ödeme emrinin bila tebliğ iade edildiğini adresini bildirmiş, bu adrese gönderilen dava dilekçesi davalının adresten taşındığından bahisle iade edilmiş; bunun üzerine sehven davacı vekilinin adresinde birlikte çalışan sekreter imzasına davalı şirkete dava dilekçesi tebliğ edilerek sanki davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat yapılmış gibi taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek dava sonuçlandırılmıştır. Davalı şirket usulüne uygun olarak tebligat yapılmadığından davadan ve duruşmalardan habersiz olup duruşmalara katılamamış, savunmasını yapamamış ve delillerini ibraz edememiştir.
Bu durumda mahkemece davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesinin tebliği ile davalı tarafça bildirilen delillerin toplanması davalı şirkete savunma hakkının tanınması gerekirken yazılı olduğu biçimde taraf teşkili sağlanmaksızın davalının savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabulü göre de tazminat miktarı likit (belirli muayyen) olmayıp hükmedilecek tazminatın tesbiti yargılamayı gerektirdiğinden şartları bulunmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davalı şirket aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ:Yukarıda 1 ve 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … AŞ. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … AŞ.’ye geri verilmesine 28.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.