Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4259 E. 2012/9686 K. 20.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4259
KARAR NO : 2012/9686
KARAR TARİHİ : 20.09.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı nezdinde kasko sigortalı olduğunu, meydana gelen kazada hasar gördüğünü ileri sürerek 8.500,00 TL hasar bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, rizikonun teminat dışında kaldığının davalı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 3.760,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Kasko Sigortası Genel Şartları A.1 maddesi uyarınca, sigorta sözleşmesinde sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar için teminat verilebilir. Aynı genel şartlarının A.5.5.5 maddesinde, “taşıtın, uyuşturucu maddeler veya KTK.nun uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,” A.5.6 maddesinde ise “taşıta, sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından kasten verilen zararlar” teminat dışında kalacağını belirtmiştir.

Davalı vekili, araç sürücüsünün alkollü olduğunu ve araca kasten zarar verdiğini savunmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, araçtaki hasarı münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği, araçtaki hasarın kasten yapılıp yapılmadığı konusunda toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Kasko sigortası Genel Şartlarının B.5.5 maddesinde; Ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5. Maddesinde, taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların, kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5 maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir.
Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olaya gelince; trafik kazası 23.7.2008 tarihinde saat 02,45’de meydana gelmiş olup, … hiç kimsenin etkisi altında kalmadan davalı … şirketine verdiği 27.8.2008 tarihli dilekçesinde, “kardeşi … ile birlikte alkol aldığını, kavga esnasında kardeşi …’a vurduğunu, olay yerinden ayrıldıktan sonra kardeşinin kullandığı araçla kendisini takip ederek kullandığı aracına kasıtlı olarak arkadan çarptığını, trafik kazasına sebebiyet verdiğini,… plakalı aracın kaza ile hiç bir ilgisi olmadığını” beyan etmiştir. 34 BC 996 plakalı araç maliki …ifadesinde, davacı …’ın kendi kullandığı aracına çarptığını söylemiştir. Davacı kazadan sonra olay yerinden kaçmıştır.
Bu durumda, kazadan bir ay gibi uzun süre geçtikten sonra …ğu dilekçede, davacı …’un alkol aldığını, alkolün etkisi ile kasten kendisine arkadan çarptığını beyan etmesi karşısında davacının alkollü olduğunu kasıtlı olarak araca vurduğunun kabulü gerekir.
O halde, mahkemece kusur ve hasar uzmanı ile norolog bilirkişi kurulundan, yukarıdaki açıklanan ilkeler ışığında, olayın oluş şekli, yol, hava durumu vs. yan etkenlerde dikkate alınarak kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği, davacının kasıtlı olarak araca zarar verip vermediği konularında ayrıntılı, gerekçeli, denetime müsait rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 20.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.