Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4300 E. 2012/5500 K. 03.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4300
KARAR NO : 2012/5500
KARAR TARİHİ : 03.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığının anlaşıldığını, ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisi tarafından satın alınan 1998 nolu parsel üzerindeki villayı davalı … … adına, satın aldığı aracı davalı … adına tescil ettirdiğini, kendisine ait 2 adet taşınmazı da davalı …’ya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 1998 nolu parsel sayılı taşınmaz yönünden hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine, diğer taşınmazlar ve araç yönünden ise kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, borçlu davalı … tarafından parası ödenip satın alındığı halde üçüncü kişi konumunda olan davalı … … adına tescil edilen 1998 sayılı parselin 19.04.1994 tarihinde davalı … adına tescil edilmesine, davanın ise 07.02.2008 tarihinde açılmasına, İİK.nun 284.
maddesine göre tasarrufun iptali davalarının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmasının öngörülmesine, söz konusu süre hak düşürücü süre olup, mahkemece resen nazara alınmasının gerekmesine, bu nedenle mahkemece 5 yıllık hak düşürücü süre geçmesi nedeniyle 1998 sayılı parsele ilişkin davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla davacı vekilinin 1998 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddine
2)Davacı vekilinin 307 ada 26 sayılı parsel üzerindeki 3 ve 7 nolu bağımsız bölümlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarruflar, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Genellikle, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tasarruflardır. Davacı vekili borçlu davalı …’in kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine kalması gereken bağımsız bölümleri adına tescil ettirmeden muvazaalı olarak davalı … adına tescil ettirdiğini öne sürerek buna ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir Buna göre tasarrufa konu taşınmazların bedeli borçlunun mal varlığından çıkmış fakat karşılığı olan taşınmazlar kendi isteği ile davalı …’nın malvarlığına karşılıksız olarak girmiştir. Bu durumda mahkemece borçlu davalı … ile taşınmazı davalı …’e tapuda satan dava dışı … arasında ne gibi bir ilişki olduğu, aralarında kat karşılığı inşaat sözleşmesi olup olmadığının araştırılması,…’in yaptığı iş veya sattığı mal nedeniyle …’den taşınmazları devir alma hakkı oluşup oluşmadığının tartışılması, taraflardan buna ilişkin delillerinin istenilmesi, gerektiğinde yerinde keşif yapılarak bilirkişi incelemesi yapılması, davalı … vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde borçlu davalıdan alacaklı olduklarını bildirmesi nedeniyle davalı … ile …
arasında tasarruf tarihinden önce başlayan bir ilişki veya yakınlık olup olmadığının soruşturulması, olayda İİK.nun 278, 279 ve 280. maddesinde yazılı iptal koşullarının oluşup oluşmadığının irdelenmesi, gerekirken eksik araştırma ve yanlış değerlendirme sonucu bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
3)Davacı vekilinin … plaka sayılı araca ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece dava konusu aracın borçlu davalı tarafından satın alınıp davalı … adına tescil ettirildiğinin kanıtlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu araç kamyonet olup aracın borçlu davalının boşandığı eşi olan diğer davalı … tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır. Davalı …, 70 yaşın üzerinde olup hayatın olağan akışı içinde kamyonete ihtiyaç duyup duymayacağı, aracı alacak ekonomik gücünün bulunup bulunmadığı üzerinde yeterince durulmamıştır. Bu durumda mahkemece davalı …’nin aracı satın alabilecek ekonomik durumunun ayrıntılı bir şekilde araştırılması, elde ettiği gelir ile araç edinip edinemeyeceği üzerinde durulması, kullanmayacağı aracı satın almasının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının irdelenmesi ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin 1998 sayılı parsele ilişkin temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 3.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.