YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4326
KARAR NO : 2013/1955
KARAR TARİHİ : 19.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlulardan Barış Nakliyat Petrol Zahire İnşaat Konfeksiyon ve Dış Ticaret Ltd. Şti.’nin alacakLIlarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı otuzyedi adet taşınmazı,davalı borçlu …’nın da adına kayıtlı 3 adet taşınmazı 12.11.2008 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep etmiş ,16.4.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile de davalı borçlular ile davalı … arasındaki 12.11.2008 tarihli satış işlemine konu taşınmaz sayısının kırk değil yetmiş sekiz adet olduğunu belirterek davalı borçlular tarafından davalı …’e 12.11.2008 tarihinde satılan yetmiş sekiz adet taşınmaz satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, takip konusu ihtiyati haciz kararının kesinleşmiş mahkeme kararıyla ortadan kalktığını, yapılan icra takibinin iptal edildiğini, iptali istenen tasarrufun borçtan önce yapıldığını, dava şartlarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; iptali istenen tasarrufun borçtan önce yapıldığı, borçlular hakkındaki icra takibinin iptal edildiği ve iptal kararının kesinleştiği, davacının takip konusu senede istinaden aldığı ihtiyati haciz kararının kaldırıldığı ve hükmün kesinleştiği, davacının takip konusu borcun taraflar arasındaki akaryakıt alışverişinden doğduğu iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için borçlu hakkında yapılmış icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılması, gerçek bir alacağın bulunması ve borçlu hakkında düzenlenmiş kat’i (İİK 143.madde) veya geçici aciz (İİK 105.madde)belgesinin bulunması zorunlu bulunan icra takibinin, dava tarihinden önce yapılmış olması bir zorunluluk olmadığından icra takibinin dava tarihinden sonra yapılmasının bir önemi yoktur. Önemli olan yargılama aşamasında borçlu hakkında icra takibinin varlığıdır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.3.2012 gün ve 2012/17-25, 11/241sayılı kararı ve 15.H.D.18.11.2003 … K.sayılı kararları da aynı doğrultudadır.
Somut olayda takip konusu alacak 18.11. 2008 tanzim, 10.7.2009 vade tarihli bonoya dayalıdır. Anılan bono ile ilgili 1.4.2009 tarihinde alınan ihtiyati haciz kararına istinaden 13.4.2009 tarihinde 2009/2441 sayılı dosya ile davalı borçlular hakkında icra takibi başlatılmış, davalı borçluların ihtiyati haciz kararına itirazları sonucu 15.2.2010 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı ile ihtiyati haczin kaldırılmasına, 28.2.2011 tarihinde kesinleşen karar ile de borçlular hakkındaki takibin iptaline karar verilmiştir. Bunun üzerine davacı alacaklı tarafından eldeki dava sırasında davalı borçlular aleyhine takip konusu bonoya istinaden 11.4.2011 tarihinde 2011/5623 sayılı dosya ile yeni takip başlatılmış davalı borçlular hakkındaki takip kesinleşmiş ve 7.10.2011 ve ve 20.9.2011 tarihlerinde de menkul hacizleri yapılmıştır. O halde eldeki dava sırasında davalı borçlular aleyhine başlatılan ve kesinleşen takip bulunduğundan mahkemenin borçlular hakkındaki icra takibinin iptal edildiği ve iptal kararının kesinleştiği, davacının takip konusu senede istinaden aldığı ihtiyati haciz
kararının kaldırıldığı ve hükmün kesinleştiğini gerekçe gösterip dava koşulu yokluğundan davayı reddetmesi isabetli görülmemiştir.
Mahkemenin davayı reddetme gerekçelerinden diğeri ise iptali istenen tasarrufun borçtan önce yapıldığı, davacının takip konusu borcun taraflar arasındaki akaryakıt alışverişinden doğduğu iddiasını ispatlayamadığıdır. Yukarıda da belirtildiği gibi takip konusu senet 18.11.2008 tanzim tarihlidir. Ancak davacı vekili, iptali istenen tasarrufların müvekkili ile davalı borçlular arasındaki akaryakıt ticaretinden sonra yapıldığını borcun doğum sebebinin de taraflar arasındaki akaryakıt satışı olduğunu belirterek bu yönde deliller sunmuştur. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 2.7.2010 tarihli yazısından davacının akaryakıt bayisi olduğu, davalı borçluların da 7.10.2011 tarihli haciz tutanağı, … Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2011 tarih 2011/232 sayılı iddianamesinden ve davalı şirketin ticari sicil kayıtlarından akaryakıt ticareti yaptıkları (benzinlik işlettikleri)anlaşılmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde dava dışı Diztaş İnş. Mal Pet. Oto ve Tek. Tic. Ltd .Şti’ nin Shell Turcas Petrol AŞ’den aldığı akaryakıtı müvekkiline, müvekkilinin de bu akaryakıtı davalı borçlulara sattığını belirterek 23.9.2008-8.11.2008 tarihleri arasında düzenlenen faturalar ile 26.9.2008-27.10.2008 tarihli sevk irsaliyelerini sunmuştur.Bu durumda öncelikle dava dışı Diztaş İnş. Mal. Pet. Oto ve Tek. Tic. Ltd. Şti. ile davacı arasındaki yukarıda belirtilen fatura ve sevk irsaliyelerine konu akaryakıt alışverişinin ve davacı tarafından dava dışı Diztaş Ltd. Şti’ne yapılan ödemelerin tesbiti bakımından davacı ile dava dışı Diztaş Ltd. Şti’nin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması ve gerektiğinde davacı tarafından Diztaş Ltd. Şti yetkililerin tanık olarak dinlenmesi talep edildiğinden şirket yetkilisinin de bu konuda tanık olarak dinlenmesi, davacı ile Diztaş Ltd. Şti. arasında ticari ilişki belirlendiği takdirde davacı ile davalı borçluların ticari defterleri üzerinde sözkonusu akaryakıt alışverişinin varlığı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılması, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2011 tarih … sayılı iddianamesinde davacı ile davalı … arasında 18 yıllık ticari ilişki olduğu bu davanın konusunu oluşturan akaryakıt ticareti ve bu ticarete istinaden 6.11.2008 tarihinde gönderilen çeklerle ilgili dolandırıcılık ve zincirleme şekilde sahte resmi belge
kullanmak suçu nedeniyle davalı borçlu … hakkında … Ağır Ceza Mahkemesine dava açıldığı anlaşıldığından ilgili ceza dosyasının istenmesi, davacı ve davalı tanıklarının dinlenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek takip konusu borcun doğumunun tespit edilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Kabule göre de dava, dava koşulu yokluğu nedeniyle reddedildiğinden davalılar yararına AAÜT’nin 7/2. maddesi gereğince maktu vekalet ücreti yerine nispi vekalet ücreti takdiri de doğru değildir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yerolmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19.2.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.