YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4342
KARAR NO : 2012/10171
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin oto kiralama işi ile iştigal ettiğini, 01 YR 219 plakalı aracı 3.kişiye kiraladığını, araç kiracı yönetiminde iken davalıya ait dava dışı … ‘ın yönetimindeki aracın çarpması sonucu hasarlandığını, dava dışı sürücünün %100 kusurlu olduğunu, aracın tamir için 20 gün serviste kaldığını ve bu süre içinde günlük 94,6 TL’den 1.892 TL kazanç kaybının oluştuğunu, ayrıca 3.000 TL değer kaybı meydana geldiğini belirterek toplam 4.892 TL’nın avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.740 TL değer kaybı ve 1.120 TL kazanç kaybı toplam 2.860 TL’nın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve delillerin eksiksiz olarak tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması
ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36 ve HUMK’nun 73.maddesi (HUMK’nun 27.mad.) hükmünde çok açık bir şekilde vurgulanan temele göre, mahkeme tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir.
Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü Hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Kural olarak tebligat, tebliğ yapılacak kişiye en son adresinde yapılır. Tebliği alacak kişi bu adreste bulunmamışsa, tebliğ memuru bulunabileceği yeri araştırır. Bulamazsa durumu mahalle, köy muhtarlıklarına doğruluğunu onaylatmak suretiyle tesbit eder. Bu husus tebliği çıkaran kuruluşa bildirilir.
Temyize konu yargılamada, dava dilekçesi davalı … …’a tebliğ edilmek üzere “… Mah., 62017 Sk., … Apt. Altı, No:16 …/…” adresine gönderilmiş; tebliğ evrakına “muhatabın adresi geçici kapalı olup çarşıya gittiği, imzadan imtına eden ve ismini vermeyen komşusundan öğrenildi. Tebligat Kanunu’nun 21.maddesi gereği … Mah., muhtarına tebliğ edildi. Muhatabın kapısına 2 nolu örnek yapıştırılarak, imzadan imtına eden ve ismini vermeyen komşuya haber verildi” şeklinde meşruhat yazılmış ise de davalıya yapılan bu tebliğ ilgili Kanunun 21 ve tüzüğün 28.maddelerine uygun değildir. Komşu ismi bildirilmediğinden denetlenemeyen denetime elverişli olmayan tebliğ işlemi geçerli değildir. Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemiş, taraf teşkili sağlanmaksızın yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulmuş olup böylece 1982 Anayasası’nın 36 ve HUMK’nun 73.maddelerine (HUMK’nun 27.mad.) aykırı biçimde davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Bu durumda mahkemece davalıya temyiz aşamasında kendisine vekil tayin ettiğinden vekiline duruşma gününün usulüne uygun biçimde tebliği, savunmasına ilişkin delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken savunma hakkını kısıtlar şekilde yazılı olduğu gibi hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.