YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4442
KARAR NO : 2012/10025
KARAR TARİHİ : 25.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu aleyhine … İcra Müdürlüğünün 2009/35 Esas sayılı takip dosyasından icra takibi yapıldığını, borçlunun hakkındaki takipleri sonuçsuz bırakmak için dava konusu … ili … ilçesi 100.Yıl Mahallesi 99 pafta 1063 ada 342 parseli 23.11.2009 tarihinde …’a, 96-98 pafta 213 parseli 19.11.2009 tarihinde Yavuz Topaloğluna sattığından bu devirlere ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı …, davayı …den takip etmesinin mümkün olmadığını, …’dan takip edeceğini bildirmiş başkaca bir cevap dilekçesi sunmamıştır.
Davalı … ve borçlu, usulüne uygun davetiyeye rağmen duruşmaya gelmemiş ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
Mahkemece, davacının, satışların borçluya tebligatın yapıldığı gün ve sonrasında yapıldığına ve taşınmazın gerçek değerinin altında satıldığı iddiasına ilişkin tanık vesair delil sunmadığı davalılar arasında yakınlık bulunmadığı ve kötü niyetleri ispatlanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Davalı borçlu ile 3.kişilerin yakınlığı ispat edilememiştir. Yine kişilerle ilgili davanın kabul edilebilmesi için İİK’nun 278/3-2 fıkrası uyarınca taşınmazların gerçek değerinden pek aşağı bir bedelle satın alındığının ispatlaması gerekir. Anılan madde uyarınca sözleşmenin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin
değerine göre borçlunun ivaz(edim)olarak pek aşağı fiyatla kabul ettiği sözleşmeler bağışlama hükmünde olup iptale tabidir.Burada borçludan satın alan şahsın iyiniyetine bakılmaz.Alıcı iyi niyetli olsa bile taşınmazın rayiç değeri ile satış değeri arasında en az bir misli (fahiş) farkın bulunması gerekir. Oysa bu konuda mahkemece bir inceleme yapılmamıştır.
Dosyada getirtilen tapu kayıtlarından dava konusu 342 nolu parselin borçlu tarafından davadan önce 23.11.2009 tarihinde 26.500,00 TL karşılığında davalı …’a satıldığı, diğer dava konusu 213 nolu palseldeki 2/8 hissesinin 1/32 hissesini 19.11.2009 tarihinde 5.000,00 TL bedelle davalı 3.kişi…, kalan 5/32 hissesinide 23.11.2009 tarihinde 21.428,57 TL bedelle davalı …’a sattığı, …’da bu hissenin 1/32 sini yine davadan önce 03.12.2009 tarihinde dava dışı 4.kişi …’a sattığı anlaşılmıktadır.
Yapılacak iş, mahallinde konusunda uzman bilirkişi aracılığı taşınmazların satış tarihindeki değerleri tesbit edilerek edimler arasında fahiş farkin bulunup bulunmadığı tesbit edilmelidir. Fahiş farkın bulunduğunun tesbiti halinde ise, 342 nolu parselin …’a yapılan satışı ile, 213 nolu parselin …yapılan 1/32 hisselik satışın ve yine …’a yapılan 5/32 hisse satışının 4/32 hissesi ile ilgili tasarrufun iptaline, 1/32.lik hissenin ise davadan önce dava dışı 4.kişi …’a satıldığından, İİK’nun 283/2.maddesi gereğince satışın bedele dönüştüğü dikkate alınarak 1/32 hisse bedelinin 3.kişi …’dan tazminat olarak tahsiline, aksi durumda yani edimler arasında fahiş farkın bulunmadığının tesbiti halinde şimdiki gibi davanın reddine karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı veklinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 25.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.