YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4686
KARAR NO : 2012/6740
KARAR TARİHİ : 24.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Dairemizin bozma ilamında özetle,6183 sayılı Yasanın 25.maddesinde asıl borçlunun davalı olarak gösterilmesi gerektiği hususunda bir açıklık bulunmamasına rağmen İİK 282.maddesi kıyas yoluyla uygulanarak 6183 sayılı Yasaya göre açılan iptal davalarında da asıl borçlunun davalı olarak gösterilmesi gerektiği, Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğu,somut olayda 22.6.2003 dönemine ilişkin vergi borcu nedeniyle borçlunun ölümünden sonra çeşitli tarihlerde takip yapıldığı, 6183 Sayılı Yasanın 7.maddesine göre ölü şahıs adına takip yapılamıyacağı gibi mirası reddeden mirasçılar aleyhine de takip yapılamıyacağı, bu durumda borçlu hakkında icra takibinin yapılamaması üzerinde durulması, MK 612 madde hükmüne göre terekenin resmi tasfiyeye tabi tutulup tutulmadığınında araştırılması gerektiği, mahkemece yukarıda açıklanan hususlar yönünden araştırma yapılarak borçlunun davada temsili sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Bozma ilamından sonra borçlunun mirasçıları … ve … davaya dahil edilmiş adı geçen dahili davalılar vekili müvekkillerinin Denizli 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.3.2004 tarih 2003/934-2004/342 E-K sayılı ilamı ile borçlu muris …’nun mirasının reddettiklerinden husumet yöneltilemiyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliler ve bozma ilamı doğrultusunda mirası reddeden dahili davalıların dava açılmadan önce taraf olma sıfatları kalmadığından dahili davalılar … ve …’na yönelik tasarrufun iptali talebini içeren davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı … …’nun borçlunun boşandığı eşi olması nedeniyle borçlunun durumunu ve amacının bilebilecek kişilerden olması nedeniyle aleyhine açılan davanın 6183 Sayılı yasanının 30.maddesi gereğince kabulü ile dava konusu 19.3.2002 tarihli tasarrufun vergi mükellefi …’nun 2002 ve 2003 yıllarına ait vergi borçlarının tahsili amacıyla iptaline karar verilmiş hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 Sayılı Yasanın 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de taraf teşkili ve dava koşulları yönünden gereğinin eksik yerine getirilmiş olması nedeniyle hüküm isabetli görülmemiştir.
Somut olayda, borçlu … 22.6.2003 tarihinde vefat etmiş, kanuni mirasçıları olan dahili davalılar da 19.3.2004 tarihli ilamla borçlunun mirasını reddetmiştir. O halde zorunlu hasım olan borçlunun en yakın miraşçıları mirası reddettiğinden konunun miras hükümleri çerçevesinde çözümü gerekir. Bu durumda mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece mirası reddedilen borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedilmesinin anlaşılması ile res’en yapılması gereken işlemlerdendir. O halde yukarıda açıklanan yöntemle ölü borçlunun davada temsili sağlanarak husumet sorununun çözümlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmadan kurulan hüküm doğru görülmemiştir. (HGK’nun3.7.2002,15/572-577; 29.1.1975 ve 1682-100,; Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145,1995/947 sayılı ilamları da aynı doğrultudadır).
Kabule göre de; bu tür davaların dinlenebilirlik koşullarından biri de borçlu hakkında yapılmış takibin kesinleşmiş olmasıdır. Dosya kapsamından; gerek borçlu muris, gerekse mirasçıları hakkında yapılmış bir takip bulunmadığından davanın önkoşul yokluğu nedeniyle reddine
karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 24.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.