Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4861 E. 2012/12380 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4861
KARAR NO : 2012/12380
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı idare tarafından “bila tarihli mal verlığı araştırma ve haciz bildirisi başlıklı yazıya 7/9/2009 tarihinde cevap verildiğini, yazının geçerlibir haciz bildirisi niteliğinde olmadığını, ilk tebliğin usulsüz olduğunu müvekkili bankanın amme borçlarından dolayı davalıya borçu olmadığının tesbitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili, iş bölümü itirazı nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu 24/12/2008 tarihli haciz bildirisinin davacıya 2/1/2009 tarihinde tebliğ edildiğini cevabın ise 7 günlük yasal süre geçirilerek 8/9/2009 tarihinde verildiğini, Genel Müdürlüğe gönderilen bir haciz ihbarnamesi bulunmadığından davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını hacze yönelik davacı hakkında işlem yapılmadığını gönderilen ihbarnamenin ve tebligatların yasal olduğunu haciz bildirisinin VUK’na uygunluğunun İdari Yargıda denetlenmesi gerektiğinden İdare Mahkemesinin yetkili olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan deliller ve 28/3/2011 tarihli bilirkişi raporunda davacının … Kredi Kolay Şubesine ait yasal defterlerin Genel Müdürlükte tutulması nedeniyle incelenemediği adı geçen şubenin en fazla 10.000,00 TL ye kadar tüketici kredisi kullandırması nedeniyle söz konusu listedeki kişilere borçlu olamayacağının bildirilmesi gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava; 6183 Sayılı Yasanın 79. Maddesi gereğince açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. Anılan madde uyarınca haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs,borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak, borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. 3.kişinin süresinde itiraz etmemesi halinde mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur. Herhangibir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde 3.kişi, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemelerde menfi tesbit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır.
Somut olayda 24.12.2008 tarihli haciz bildirisinin davacı bankaya 2.1.2009 tarihinde tebliğ edildiği,davacı banka tarafından 7 günlük yasal itiraz süresi geçirilerek haciz bildirisine 7.9.2009 tarihinde itiraz edildiği ve 1 yıllık yasal süre içersinde 29.12.2009 tarihinde eldeki menfi tesbit davasının açıldığı anlaşıllmaktadır. O halde davacı 3.kişi 6183 Sayılı Yasanın 79 maddesi gereğince haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır.
Davacı delil olarak kendi kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını istemiş ancak hükme esas alınan 28.3.2011 tarihli rapor ve 6.7.2011 tarihli ek rapor içeriğinde davacı bankanın haciz ihbarnamesi gönderilen… Kredi Kolay Şubesi yasal defterlerinin Genel Müdürlükçe tutulması nedeniyle anılan defterlerin incelenemediği ve incelenmesine de gerek duyulmadığı belirtilmiştir. Gerek davalı alacaklı vekilinin bilirkişi raporlarına itirazı gerek davacının delil olarak dayandığı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmadığı, bilirkişinin esas ve ek raporlarının denetime elverişsiz, yetersiz oluşu nedeniyle davacı bankanın genel müdürlüğünde tutulan kayıt ve defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak hüküm kurmaya yeterli denetime elverişli bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.