Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/4941 E. 2013/1956 K. 19.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4941
KARAR NO : 2013/1956
KARAR TARİHİ : 19.02.2013

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu …’ın alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı üzerinde hacizler ve ipotek bulunan taşınmazını 27.11.2008 tarihinde davalı …’na sattığını, davalılar arasındaki satışın muvazaalı olduğunu belirterek Borçlar Kanunun 18.maddesi gereğince satışın iptali ile taşınmazın davalı borçlu adına tesciline … verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu …, davalı …’a borcu olduğunu, borcun karşılığı olarak çek verdiğini,çeklerin iadesi karşılığı dava konusu taşınmazı borcuna mahsuben davalı …’a devrettiğini, satışın gerçek olduğunu,satış sonrası çeklerin iadesi gerekirken bu çeklerle ilgili … tarafından aleyhine … takibi yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkili ile davalı borçlu arasında ticari ilişkiler bulunduğunu, bu ilişkiden kaynaklanan yüklü miktarda alacakları olduğunu, dava konusu taşınmazın borçların bir kısmına mahsuben ipotekle alındığını, ipoteğin müvekkili tarafından ödendiğini, borçludan olan bakiye alacakları için borçlu hakkında … 25…. Müdürlüğünün 2009/9980 ve 2009/9981 sayılı dosyası ile takip yaptıklarını, şikayetleri üzerine borçlunun karşılıksız çek keşide etmek suçundan ceza aldığını, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; dava konusu taşınmazın davalılar arasındaki satıştan sonra davalı … tarafından 28.7.2009 tarihinde … Şekerli isimli 3.kişiye temlik edildiği, davacı tarafından davalı borçlu Selim hakkında yapılan takip dosyasındaki 7.11.2008 tarihli haciz tutanağından haczedilen malların borcu karşılamaya yeterli olmadığı görülmüş ise de;sunulan faturalar, davalı …’un şikayeti üzerine borçlu … hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan verilen mahkumiyet kararları, benzer mahiyetteki delil gösterilen ceza mahkemesi dosyasından davalılar arasında davacıya olan borcu ödememek için danışıklı bir işlem olmayıp bilakis davalı …’un alacağından kaynaklanan borç ilişkisi ve niza bulunduğu, nitekim ibraz edilen … 16.Hukuk Dairesinin 30.5.2011 tarihli ilamında dava konusu 18 parsele ilişkin satış işleminin alacaklıyı zarara uğratmak kastı ile yapıldığı hususunda delil bulunmadığından bahisle alacaklısını zarara sokmak kastı ile mevcudunu eksiltmek suçundan sanık olan davalılar hakkında verilen beraat kararının onanmasından davanın sabit olmadığı kanaatine varıldığı, getirtilip okunan dosyalar yeterli görüldüğünden sair delillerin toplanmasının bu kanaati etkilemeyeceği sonucuna varıldığı, davacı vekilinin verilen kesin süreye rağmen tanıklarını bildirip dinlenmesi için işlem yaptırmadığından bu yöndeki talebinden vazgeçmiş sayıldığı, tüm dosya içeriğine göre davanın sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine … verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davada öne sürülen maddi olguların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddesini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir. (6100 sayılı HMK’nun 33.maddesi) Eldeki dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK.nun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri … yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs
üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu davanın ön koşulları, takip konusu alacağın, iptali istenen tasarruftan önce doğması, alacağın gerçek bir alacak olması,borçlu hakkındaki takibin kesinleşmiş olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiği, aynı maddede sayılan akrabalık derecesinin varlığı halinde tasarrufun iptali gerektiği, İİK.nun 280.maddesinde mal varlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, İİK.nun 279/1-2 maddesinde de para veya mutad ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemelerin iptale tabi olduğu belirtilmiştir. (İİk 279.maddesinde acizden dolayı başka butlan sebepleri de sayılmıştır.)
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir.
Somut olayda davacının alacağı 1.7.2008 tanzim tarihli bonodan kaynaklanmakta olup alacak, dava konusu iptali istenen 27.11.2008 tarihli tasarruf tarihinden önce doğmuştur. Borçlu hakkında başlatılan … takibinin
kesinleştiği ve dosya kapsamı, … dosyası içeriği ve 7.11.2008 tarihli haciz tutanağından borçlunun aciz halinde olduğu anlaşılmaktadır.Gerek davalı borçlu gerekse davalı 3.kişi … vekilinin savunmasından davalılar arasında ticari ilişki bulunduğu anlaşıldığından, davalı 3.kişinin aradaki ticari ilişki nedeniyle borçlunun amacını ve durumunu bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu tasarrufun İİK 280/1 madde gereğince iptale tabi olduğu; dava konusu taşınmazın borca mahsuben davalı 3.kişi …’a devredildiği davalıların kabulünde olduğundan İİK.nun 279/1-2 maddesinde de para veya mutad ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemelerin iptale tabi olduğu belirtildiğinden dava konusu tasarrufun anılan madde gereğince de iptale tabi olduğunun gözardı edilmesi isabetli görülmemiştir. Ancak dava konusu taşınmaz 27.11.2008 tarihinde davalı borçlu tarafından davalı …’a satıldıktan sonra, davalı … tarafından da 28.7.2009 tarihinde dava dışı … Şekerli’ye satıldığından mahkemece davacı vekiline İİK 282.madde ve 283/2. madde gereğince seçimlik hakkı hatırlatılarak … Şekerli’nin davaya dahil edilmesi halinde adı geçen 4.kişiye dava dilekçesi tebliğ edilerek davacının ve davaya dahil edilecek … Şekerli’nin bildireceği delillerin toplanması ve 28.7.2009 tarihli tasarrufun iptale tabi olup olmadığının belirlenmesi ;4.kişi … Şekerli’nin davaya dahil edilmemesi veya kötüniyetli olduğunun ispatlanamaması halinde davanın bedele dönüşeceği gözönüne alınarak dava konusu tasarrufun 28.7.2009 tarihindeki gerçek değerinin belirlenmesi için taşınmaz başında keşif yapılarak uzman bilirkişilerden (inşaat mühendisi, tapu fen elemanı, emlakçı bilirkişi) alınacak rapor sonucuna göre davalı …’un davacının takip konusu alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak nakden tazminatla sorumluluğuna … verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmeyen gerekçeyle ve hukuki nitelendirme hatası yapılarak hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19.2.2013 gününde oybirliğiyle … verildi.