YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4980
KARAR NO : 2013/2718
KARAR TARİHİ : 05.03.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu …’in alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına kayıtlı villanın 1/2 hissesi ile iki adet arsayı 8.3.2006 tarihli boşanma protokolü gereğince boşandığı eşi davalı …’e devrettiğini, taraflar arasındaki boşanma davası ve protokolün muvazaalı olduğunu belirterek taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu vekili, aciz belgesi sunulmadığını, tarafların 2002 yılından beri ayrı yaşadıklarını ve 8.3.2006 tarihinde boşandıklarını, müvekkilinin yeniden evlendiğini, dava konusu taşınmazların tazminat karşılığı ve mahkeme kararı gereğince davalıya devredildiğini, davacının devirleri bilerek alacağı 3.6.2008 tarihinde temlik aldığından dava hakkı bulunmadığını, davacı şirket yabancı ortaklardan oluştuğundan teminat göstermesi gerektiğini belirterek davanın reddini %40 tazminatın davacıdan tahsilini savunmuştur.
Davalı …, dava konusu taşınmazların boşanma tazminatı olarak kendisine mahkeme kararı ile verildiğini, dava konusu villanın 1/2 hissesinin başlangıçtan itibaren kendisine ait olduğunu, boşanmadan önce beş yıl ayrı yaşadıklarını, boşanmanın gerçek olduğunu davalının şuan üçüncü evliliğini yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, dava konusu taşınmazın davalı …’a boşanma davasının bir nevi maddi ve manevi tazminatı olarak verildiği, alacaklıyı
zarara uğratma kastı bulunmadığı, boşanmanın ve taşınmaz devir işlemlerinin muvazaaya dayanmadığı, verilen süre içerisinde davacı tarafından usulüne uygun aciz belgesi sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu tür davaların dinlenebilme koşulları arasında iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılması, borçlu hakkında düzenlenmiş geçici (İİK 105)veya kat’i (İİK 143) aciz belgesinin bulunması gerekir. Yine uygulamada tarafların anlaşmalı boşanmaları halinde eşe yapılan mal temliklerinin iptale tabi tasarruf gibi kabul edildiği bilinmektedir.Zira bu tür temliklerde mahkeme genellikle tarafların anlaşmalı biçimindeki iradelerini esas alarak hüküm kurmaktadır.
Boşanan eşler birbirinin aciz halinde bulunduğunu bilebilecek kişilerdir.
Somut olayda verilen süre içerisinde aciz belgesi sunulmadığı, dava konusu taşınmazların boşanma davasının bir nevi maddi ve manevi tazminatı olarak verildiği, alacaklıyı zarara uğratma kastı bulunmadığı, boşanmanın ve taşınmaz devir işlemlerinin muvazaaya dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun düşmemektedir. İcra dosyası kapsamından davalı borçlu … hakkındaki icra takibinin kesinleştiği, 29.3.2007 tarihli borç tasfiye protokolünden davalı …’in de içinde bulunduğu borçluların on bankaya 21.153.996,48 Euro borçlu oldukları, davalı borçlu hakkında düzenlenen 10.6.2008, 15.7.2007 20.6.2008 tarihli haciz tutanaklarının İİK 105 anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olup borçlunun aciz halinde olduğu anlaşılmaktadır.
Fatih 2.Aile Mahkemesinin 8.3.2006 tarih … Esas 2006/91 Karar sayılı ilamından davalıların anlaşmalı boşanma ile boşandığı ve 8.3.2006 tarihli protokol gereği dava konusu taşınmazların davalı borçlu tarafından eşi … ‘a bırakıldığı, taşınmazların 10.3.2006 ve 17.3.2006 tarihlerinde davalı … adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Yine 31.5.2006 tarihinde kesinleşen mahkeme kararından da davalı …’ın boşandığı eşi … ‘in soyadını kullanmasına izin verildiği görülmektedir. Davalı … vekilinin 16.3.2009 tarihli dilekçesinden davalı …’ın dava dışı takip borçluları UKİ şirketler grubunun hissedarlarından olduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece,
dosyada mevcut takip konusu kredi sözleşmelerinin düzeleme tarihi olmadığından … Genel Müdürlüğünden anılan kredi sözleşmelerinin yapıldığı tarihler sorularak sözleşme tarihi iptali istenen tasarruflardan önce ise davanın esası incelenerek yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda İİK 280/1 madde gereğince davanın kabülüne,kredi sözleşmeleri iptali istenen tasarruftan sonra düzenlenmiş ise AAÜT’nin 7.maddesi de gözönünde bulundurularak davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 5.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.