YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/52
KARAR NO : 2012/6145
KARAR TARİHİ : 14.05.2012
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, karıştığı kaza sonucu hasarlandığını, davalı … şirketinin araç sürücüsünün kaza sonrası firar ettiği gerekçesiyle hasar bedelini ödemediğini belirterek 7.000 TL tazminatın 15/04/2007 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza sonrası sigortalı araç sürücüsünün firar ettiğini, sürücünün alkollü ya da ehliyetsiz olup olmadığının tespit edilemediğini, bu nedenle hasarın teminat dışı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sigortalı-davacının doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi,
düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK. 1292/3. maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu olaydan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında, sigortalı araç sürücüsünün firar ettiği belirtilmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağından bununla birlikte Kasko Sigortası Genel Şartları’ının A.5. Maddesinde belirtilen teminat dışı hallerin mevcut olduğunun somut delillerle sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekir. O halde mahkemece, davalı … şirketinin hasarın teminat dışında olduğunu somut delillerle ispat edemediği gözetilerek hasarın teminat kapsamında olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.5.2012 gününde üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
Davacının sigorta ettireni, davalının kasko sigortacısı olduğu … plakalı aracın 15.4.2007 tarihinde geçirdiği maddi hasarlı trafik kazası sonucunda, araçta meydana gelen hasar bedelinin davalı … şirketinden tahsili istemi ile dava açılmış,
Davalı savunmasında, davacının doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediğini, aracın kiralık olarak kullanılması sırasında rizikonun gerçekleştiğini, olayda sürücünün davacı olmadığını doğru ihbar mükellefiyetinin kasten yerine getirilmemesi nedeniyle isbat külfetinin davacıya geçtiğini, davacının hasarın teminat kapsamında kaldığını ispat edemediğini bildirerek davanın reddini savunmuş,
Yargılama sonucunda mahkemece “Kasko Sigorta Poliçesi Genel Şartları B.1.5 maddesi gereğince davacının doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmediği, ispat külfeti kendisine düşen davacının hasarın teminat kapsamında kaldığını ispatlayamadığı” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,
Davacının temyizi üzerine sayın çoğunluğun “sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerinden ayrılması tek başına hasarın teminat dışı kalmasına neden olmayacağından, teminat dışı hallerin somut delillerle sigortacı tarafından ispatı gerektiğinden davalı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğinden hasarın teminat kapsamında kaldığının kabulü” gerektiği görüşü doğrultusunda karar bozulmuştur.
Sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılamıyorum.
TTK.1282.maddesi gereğince sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra gerçekleşen rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı yasanın 1281.maddesine göre de kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ancak bu kural ihbar mükellefiyetinin doğru ve iyi niyet kurallarına uygun olarak gerçekleştirildiği hallerde geçerli olup aynı yasanın 1290, 1292/son maddeleri hükümleri uyarınca bu yükümlülüğün kasten yerine getirilmemesi durumunda ispat külfeti yer değiştirerek sigortalıya geçmekte, sigortalının bu halde rizikonun teminat kapsamında kaldığını ispatlaması gerekmektedir.
Kasko Sigorta Poliçesi Genel Şartları’nın B.1.5 maddesinde “sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarıyla delilleri saklamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı sigortalı ve sigorta ettiren için sağlanması mümkün gerekli bilgi ve belgeleri gecikmeksizin sigortacıya vermek” sigortalının yükümlülükleri arasında sayılmış
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 81/d maddesinde “kazayı yetkili ve görevli memurlara bildirmek, bunlar gelinceye kadar veya bunların iznini almadan kaza yerinden ayrılmamak” trafik kazalarına karışanların uymakla yükümlü oldukları kurallar arasında belirtilmiş,
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 152 maddesinde de, yasanın 81/d maddesinde öngörülen kurala paralel, trafik kazalarına karışanların mükellefiyetleri belirlenmiştir.
Somut uyuşmazlığa dönüldüğünde;
15.4.2007 tarihinde saat 15.20 sularında … ve 34 VR 1788 plakalı araçların karıştıkları maddi hasarlı trafik kazasının gerçekleştiği, … plakalı araç sürücüsünün olay yerinde bulunmadığı, karşı araç sürücüsü …’in alkolsüz olduğu, … plakalı araç sürücüsünün olayda %100 kusurunun bulunduğundan bahisle mümzileri, trafik polis memurları … ve … tarafından aksi ispat edilince kadar geçerli trafik kaza tutanağı düzenlenmiş,
Tanık olarak mahkemece dinlenen tutanak nünzilerinden … tutanak kapsamını doğrulamış,
Diğer tanık …’de yeminli anlatımında “ihbar üzerine olay yerine gittiklerini, iki aracın çarpışmış olduğunu, … plakalı araç sürücüsünün olay mahallinde bulunmadığını, gerekli inceleme ve rapor hazırlığının 2 saat kadar sürdüğünü, 2 saat kadar sonra … plakalı araç sürücüsü olduğunu beyan eden bir şahsın gelerek araç sürücüsünün kendisi olduğunu bildirdiğini ancak karşı araç sürücüsünün bu şahsa ve eşgaline itiraz ettiğini bu nedenle bu şahsı … plakalı araç sürücüsü olarak kabul etmediklerini ve tutanağa geçirmediklerini” beyan etmiştir.
Davacı, olayda sürücünün kendisi olduğunu iddia etmekle birlikte davalı sigortanın savunmasını doğrulayan trafik kaza tutanağı ile mümzilerinin, özellikle tanık Sadullah’ın beyanına karşı herhangi bir delil bildirmemiştir.
Bu halde aksi ispat edilinceye kadar geçerli trafik kaza tutanağına mümzilerinin tutanağı doğrulayan beyanlarına, özellikle olayı ayrıntıları ile açıklayan tanık Sadullah’ın anlatımına, tanık beyanlarının aksinin davacı tarafça kanıtlanamamasına göre olay esnasında davacının … plakalı araç sürücüsü olmadığının kabulü gerekmektedir.
Davacı, araç sürücüsü kendisi olmadığı halde Kasko Poliçesi Genel Şartları B.1.5 maddesine aykırı davranarak doğru ihbar yükümlülüğünü kasten ihlal etmiştir. Rizikonun teminat kapsamında kaldığı hususunda ispat külfeti kendisine geçen davacı ispat yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.
Yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının açıklanan nedenlerle onanmasına karar verilmesi gerekirken, aksi ispat edilinceye kadar geçerli trafik kaza tutanağı ve mümzisi Sadullah’ın ayrıntılı beyanlarına itibar edilmeksizin, davacının doğru ihbar mükellefiyetini yerine getirdiğini kabul ederek rizikonun teminat haricinde kaldığını davalı … şirketinin ispat edemediği gerekçesine dayalı sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılamıyorum.