Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/5216 E. 2012/6308 K. 17.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5216
KARAR NO : 2012/6308
KARAR TARİHİ : 17.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı … şirketine kaskolu müvekkiline ait araca diğer davalının yönetimindeki aracın çarpması sonucu hasarlandığını, davalı …’nin kazada tamamen kusurlu olduğunu, aracın sigorta bedelinin 60.000 TL olup davalı … şirketince 30.000 TL ödendiğini, müvekkilinin hasarlı aracını 7.000 TL karşılığında 3.kişiye sattığını belirterek şimdilik bakiye 23.000 TL.nın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … AŞ. vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, olay tarihinden itibaren 2 yıl içinde açılmadığını, davacının zararının karşılandığı, diğer davalı … hakkında 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde 2007/194 Esas sayılı dosyasında rücuen tazminat davası açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacı zararının diğer davalı … şirketince ödendiğini, müvekkili hakkında 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/194 Esas sayılı dosyasında Axa Sigorta AŞ. tarafından 30.000 TL bedelli rücu davası açıldığını davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bu dosyada alınan rapora göre araçta 29.894,70 TL tutarında zarar olduğunun belirlendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, davalı … AŞ.nın davacıya ait aracın kasko sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirket olmasına TTK.nun 1263.maddesi uyarınca kasko sigorta sözleşmesi ile malın bizatihi kendisinin değil sigorta ettirenin o mal üzerindeki menfaatinin teminat altına alınmasına, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davaların TTK.nun 1268.maddesi gereğince 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunmasına, bu düzenlemenin Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının C.9.maddesinde de açıkça ve aynen yer almasına, TTK.nun 1292 ve 1299.maddeleri hükmü uyarınca zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu gün yani sigortalının rizikonun gerçekleştiğini öğrendiği günden itibaren başlayan 5 günlük ihbar tarihinin son günü olmasına, kasko sigortası nedeniyle maddi tazminat talebinin sigorta ettiren ile sigortacının tarafı olduğu sözleşmeye dayanmasına, 2918 sayılı KTK.nun 109/2 maddesinde geçen “maddi tazminat talepleri” kavramı ile kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan araç hasarına ilişkin davadaki maddi tazminat isteminin ilişkilendirilmesinin mümkün olmamasına, haksız eylemin özel bir türü olarak düzenlenen KTK.nun 109/2 maddesindeki yaralamadan veya ölümden dolayı zarar gören 3.kişilerin alacak hakkı yönünden açılacak davalarda haksız eylem aynı zamanda Ceza Kanunu bakımından suç oluşturmakta ve daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmekte ise uzamış ceza davası zamanaşımı süresi uygulanabilir ise de kasko sigorta sözleşmesine dayalı eldeki davaya konu tazminat istemi bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulanamamasına, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan ve araç hasar bedeli istemine konu tazminat taleplerinde uygulanacak dava zamanaşımı süresinin 2 yıl olmasına, davaya konu kazanın 7.1.2006 tarihinde meydana gelmesine, rizikonun davalı sigortacıya 16.1.2006 tarihinde ihbar edilmesine, davalı … tarafından davacı sigortalıya 23.2.2006 tarihinde hasar bedeli olarak 30.000 TL ödeme yapılmasına, davanın 22.12.2008 tarihinde açılmış olması nedeniyle davalı … hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmamasına göre davacı vekilinin davalı … şirketine yönelik ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan
sair temyiz itirazlarının reddiyle davalı … hakkındaki davanın reddine dair usul ve yasaya uygun bulunan hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin davalı … hakkında verilen hükümle ilgili temyiz itirazlarına gelince; dava trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davalı … kazaya karışan karşı aracın işleteni ve sürücüsüdür. Davaya konu trafik kazasında 1 kişi ölmüş, birden fazla kişi yaralanmıştır. Erzurum 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/283-2009/20 sayılı dosyasında sanık … hakkında taksirle ölüme ve yaralamaya sebebiyet vermek suçundan açılan dava sonucunda Adli Tıp Kurumu’ndan alınan rapora göre sanık olayda tamamen kusurlu bulunduğundan 5237 Sayılı TCK.nun 85/2 maddesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. 5237 Sayılı TCK.nun 66.maddesi gereğince bu maddeye tekabül eden zamanaşımı süresi 15 yıldır. Somut olayda olduğu gibi trafik kazası sonucunda bir kimsenin aracının hasara uğratılmasının, o kişiye karşı işlenmiş bir haksız fiil niteliğinde bulunduğu açıktır.
BK.nun 41.maddesinde haksız fiil tanımlanmış 60.maddesinde de, haksız fiilden zarar görenin, buradan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 Sayılı KTK.nun 109.maddesinin ilk fıkrasında yine haksız fiil niteliğindeki trafik kazalarından doğan tazminat taleplerinin tabi bulunacağı zamanaşımı süresi yönünden BK.nun 60.maddesindeki düzenlemeden farklı, özel bir hüküm getirilmiş, anılan hükümdeki 1 yıllık zamanaşımı süresi, bu tür tazminat talepleri için açılacak davalar yönünden 2 yıl olarak belirtilmiştir. Aynı maddenin 2.fıkrasında ise davanın, cezayı gerektiren bir eylemden doğması ve Ceza Kanunu’nun bu eylem için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmesi halinde, bu sürenin maddi tazminat talepleri (bu taleple açılacak davalar) içinde geçerli olacağı hükme bağlanmıştır. Görüldüğü üzere, BK.nun 60.ve 2918 Sayılı KTK.nun 109/2 maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine 2 yıl olarak öngörülmesidir.
2918 Sayılı KTK.nun anılan hükmünün, gözden kaçırılmaması gereken yönü ceza kanunuda öngörülen daha uzun
zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza konununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararı ile sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrımda yapılmamış; böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için ayrı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Somut olayda davalının neden olduğu bir kişinin ölümü, birden fazla kişinin yaralanması ve davacıya ait aracın hasarlanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının aynı zamanda 5237 Sayılı TCK.nun 85/2 maddesi çerçevesinde cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde bulunması, bu eylemle ilgili ceza davasının anılan hükümde öngörülen cezanın türü ve ve süresi itibariyle aynı yasanın 66.maddesi uyarınca 15 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması 2918 Sayılı KTK.nun 109/2 maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası içinde geçerli bulunması, davanın kaza tarihi (7.1.2006) üzerinden 15 yıl geçmeden 22.12.2008 tarihinde açılması karşısında davalı … yönünden zamanaşımının gerçekleşmediği açıktır.
Dosyada mevcut hasar yönünden alınan bilirkişi raporunda ekspertiz raporunda belirtilen 29.894 TL hasara aracın sökülmesi halinde görünmeyen masraflar için 1.000 TL daha eklenerek 30.894 TL hasar olduğu, pertinin uygun olmadığı, piyasa rayicinin 48.000 TL sovtaj değerinin 15.000 TL edeceği, sovtaj değerinin tenzili sonucu 33.000 TL araç bedeli bulunduğu, tamir sonrasında aracın piyasa değerinin 40.000 TL olacağı belirtilmiştir. Buna göre aracın onarımı halinde belirlenen hasar bedeli ile perti halinde belirlenen tazminat miktarı arasında çok büyük bir fark olmadığı gibi aracın onarım sonrasındaki tesbit edilen piyasa değerine göre araçta oluşan değer kaybı da gözetildiğinde onarımının pek de ekonomik olmadığı görülmektedir. Ayrıca aracın sökülmesi halinde şimdilik görünmeyen hasarları için tahminen 1.000 TL tesbit edilmesi de uygun bulunmamıştır. Davacı taraf aracı 2005 model Mercedes marka sprinter panelvan tipi minibüs olup
19.8.2004 tarihinde trafiğe çıkarılmış ve sigorta bedeli 60.000 TL.dır. Dosyada alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece davalı … hakkındaki davanın zamanaşımına uğramadığının, onun yönünden açılan davanın süresinde olduğunun kabulü ile İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek hasar konusunda uzman bilirkişi kurulundan tüm dosya kapsamı, tarafların iddiaları, savunları, itirazları birlikte gözetilerek davacı aracında davaya konu trafik kazası nedeniyle meydana gelen hasar bedelinin tesbiti onarımının mı, pertinin mi uygun ve ekonomik olduğu, pertinin uygun olması halinde olay tarihindeki piyasa rayiç değerinin ve sovtaj değerinin belirlendiği, önceki bilirkişi raporlarının, ekspertiz raporunun irdelendiği, denetime elverişli gerekçeli, ayrıntılı bir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile davalı … AŞ.hakkında açılan dava yönünden davanın reddine dair davacı aleyhinde verilen hükmün ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … hakkında verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.