Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/5746 E. 2012/14800 K. 25.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5746
KARAR NO : 2012/14800
KARAR TARİHİ : 25.12.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, dava dışı borçlu …’ın 5/2/2010 tarihi itibariyle 879.493,86 TL vergi borcu bulunduğunu, davalı idareye dava dışı borçlunun alacak ve haklarına 112.651,00 TL lik haciz konulması için 17/2/2009 tarihinde haciz bildirgesi gönderdiklerini 18/2/2009 tarihinde tebliğ edilen haciz bildirgesine davalı şirketin 23/2/2009 tarihinde itiraz ettiğini ancak davalı şirket tarafından haciz bildirisinin tebliğ edildiği 18/2/2009 tarihinde dava dışı borçluya 20/3/2009 ve 20/4/2009 keşide tarihli çekler nedeniyle toplam 370.000,00 TL ödeme yaptıklarını belirterek 6183 sayılı yasanın 79/6. madde gereğince davalı şirketin dava dışı borçluya ödediği 112.651,00 TL nin ödeme tarihi olan 18/2/2009 tarihinden itibaren işleyecek gecikme zammı, bu talebin kabul edilmemesi halinde 18/2/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline ve davalı şirket yetkilileri olan diğer davalıların İİK 338/1. madde gereğince cezalandırılmasını dava ve talep etmiştir.
Davalılar vekili 18/2/2009 tarihinde tebliğ edilen haciz ihbarnamesine 23/2/2009 tarihinde itiraz ettiklerini dava dışı borçlunun müvekkili şirketten olan alacaklarına karşılık
dava konusu çekleri 2008 yılı aralık ayında verdiklerini anılan çeklerin borçlu tarafından dava dışı …’e ciro edildiğini ve … tarafından çeklerin 18/2/2009 tarihinde bankaya ibraz edilmesi suretiyle aynı gün banka tarafından ödendiğini, müvekkilleri hakkında İİK 89. maddenin uygulanamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia savunma toplanan delillere göre, dava dışı borçlunun davalı şirketten cirosu kabil senetlerden olan çekler dolayısıyla alacaklı bulunduğu, bu nedenle davacının dava dışı borçlunun 3. kişi konumunda olan davalı şirketten çek bedelleri karşılığı olan alacağını çeklerin zapt olunması suretiyle haczedebileceği, çekler fiilen ele geçirilmeden 6183 sayılı yasanın 79. maddesinde düzenlendiği şekliyle haciz bildirisi tebliği yolu ile haciz uygulanmasının mümkün olmadığı buna rağmen davacı hazinenin kanun hükümlerine aykırı işlem yaparak cirosu kabil senetlerden dolayı dava dışı …’a borçlu olan davalı şirkete haciz ihbarnamesi göndererek davalının haciz ihbarnamesine itirazı üzerine bu davayı açmasının kendi lehine bir hak doğurmayacağı, davacının böyle bir davayı açmasının yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 6183 Sayılı AATUHK’nun 79/6 maddesi gereğince açılmış alacak istemine ilişkindir. Anılan maddeye göre; 3.şahıs haciz bildirisi üzerine 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde 3.kişinin yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek 3.kişinin İİK 338/1 göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini istiyebilir.
Somut olayda, davacı idare dava dışı kamu borçlusu …’ında aralarında bulunduğu 26 borçlu için davalı şirkete gönderdiği 17.2.2009 tarihli haciz bildisi ile borçluların hak ve alacaklarına haciz konulmasını istediği, haciz bildirisinin davalı şirkete 18.2.2009 tarihinde tebliğ edildiği, davalı şırketin 23.2.2009 tarihli dilekçe ile hakkında haciz bildirisi gönderilen 26 borçludan sadece … ile alışverişleri olduğunu, tebliğ tarihi itibarıyla Kamuran’ın şirketlerinde alacağı bulunmadığını, borçlarını ekte sundukları listede belirtilen çeklerle ödediklerini borçlunun kendilerinden hak alacak malı bulunmadığını bildirmişlerdir. 4.4.2011 tarihli bilirkişi raporunun tespite ilişkin 1 bölümünde “31.12.2008 tarihinde
…’ın … A.Ş’ye mal tesliminden kaynaklanan alacak bakıyesine karşılık çek keşide edildiği saptanmış ve … A.Ş’nin 2009 Ocak ayı itibarıyla …’a tek düzen muhasebe sistemine göre borcu bulunmadığı anlaşılmıştır.” denmektedir. Bu durumda davacı idare tarafından dava dışı borçlunun hak ve alacakları için haciz bildirisinin gönderildiği, bu bildiride çeklerden bahsedilmediği gibi çeklerle ilgili yapılmış bir haciz bildirisi de bulunmadığı, davalı şirketin dava dışı borçludan 31.12.2008 tarihinde aldığı malların bedelini yine aynı tarihte teslim ettiği çeklerle ödediği 2009 ocak ayı itibarıyla kamu borçlusuna borcunun bulunmadığı ,kamu borçlusu tarafından davalı tarafından keşide edilen 20.3.2009 ve 20.4.2009 keşide tarihli çeklerin 18.2.2009 tarihinde tahsil edilmesinin 18.2.2009 tarihli ve aynı gün yürülüğü giren 5838 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 18 .maddesine (19.3.1985 tarih ve 3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. Geçici madde 2- 31.12.2009 tarihine kadar,üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek üzere için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.)dayalı olduğunun anlaşılması nedeniyle haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla davalı şirketin ve temsilcilerinin dava dışı kamu borçlusuna borçlu olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisi doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün gerekçesinin 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASI gerekmiştir.
Ayrıca 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35.maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir”.hükmünü içermektedir.Somut olayda davalılar yararına anılan yasal değişiklik gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nisbi vekalet ücreti takdiri doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün vekalet ücreti yönünden de 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi gereğince DÜZELTİLEREK ONANMASI gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarınn kabulü ile hükmün 3.sayfasındaki gerekçe bölümüne ait “davanın yasal dayanağı, 6183 sayılı yasanın 79/6. maddesi uyarınca davalı … Sanayi ve Ticaret AŞ’nin, davacı Hazineye gecikme zammı dahil 879.493,86 vergi borcu bulunan dava dışı …’a ait alacak ve haklarına haciz konulduğuna ilişkin haciz bildirisinin davalıya tebliğine rağmen, davalının amme alacağını karşılıksız bırakmak amacıyla …’a 18.02.2009 tarihinde … bankasından henüz vadesi gelmeyen 20.03.2009 tarihli 0033859 nolu 15.500,00 TL’lik çek ile 20.04.2009 tarihli 0033860 nolu 215.000,00 TL’lik çeklerin ödendiği iddiasıyla hazineye vergi borcu bulunan …’a ödenmiş olan 112.651,00 TL’lik alacağın ödeme tarihi olan 18.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek gecikme zammı veya yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ve davalı şirket yetkililerinin cezalandırılması istemi oluşturmaktadır. 6183 sayılı yasanın 79 maddesinde “Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vs gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczinin borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumdan haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılacağı” düzenlenmiştir. Yine İİK’nın 89. Maddesinin 1. Fıkrasında “hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senede müstenit bulunmayan alacak veya sair talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki menkul bir malın haczedilmesi halinde icra memuru borçlu olan hakiki veya hükmü şahsa haciz ihbarnamesi gönderilebileceği saptanmıştır. 3. Kişinin borçluya cirosu kabil senetlerden dolayı borçlu bulunması halinde alacaklının talebi halinde bu senetlerin haczedelip muhafaza altına alınmasını zorunlu olduğu, alacaklının 3. Kişiye karşı 6183 sayılı yasanın 79. maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi tebliği sureti ile borçlunun alacağını tahsil cihetine gidemeyeceği yasanın emredici hükümlerinden anlaşılmaktadır. Senet olayımızda, dava dışı borçlu …’ın davalı …’den cirosu kabil senetlerden olan çekler ile alacaklı bulunduğu, bu itibarla davacı hazinenin kendisine vergi borcu bulunan …’ın 3. Kişi konumundaki davalı …’den çek bedelleri karşılığı olan alacağını çeklerin zaptolunması sureti ile haczedilebileceği, çekler fiilen ele geçirilmeden 6183 sayılı yasanın 79.maddesinde düzenlendiği
şekli ile haciz bildirisi tebliği yolu ile haciz uygulanmasının mümkün olmadığı, buna rağmen davacı hazinenin kanun hükümlerine aykırı işlem yaparak cirosu kabil senetlerden dolayı dava dışı …’a borçlu olan davalı …’ye 6183 sayılı yasanın 79. Maddesine göre haciz ihbarnamesini tebliğe çıkararak davalının haciz ihbarnamesine itirazı üzerine bu davayı açmasının kendi lehine bir hak doğurmayacağı, davacının böyle bir davayı açmasının yasal dayanağı bulunmadığından“ ibaresinin çıkarılarak yerine “davalı şirketin haciz ihbarnamesının tebliğ tarihi olan 18.2.2009 tarihi itibarıyla dava dışı kamu borçlusu …’a borcu bulunmadığı, bunun aksinin davacı idare tarafından ispatlanamadığı, 20.3.2009 ve 20.4.2009 tanzim tarihli çeklerin 18.2.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5838 Sayılı Yasanın 18 maddesi gereğince ödendiği,haciz ihbarnamesinin borçlunun 3.kişideki hak ve alacaklarına ilişkin olup çeklerle ilgili olarak haciz bildiriminde bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan “ibaresinin yazılarak ;yine hükmün 3.bendinin hükümden tamamen çıkarılarak yerine“ 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35.maddesi gereğince davalılar yararına hükmedilen 1.200 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine“ ibaresinin yazılmak suretiyle hükmün DÜZELTİRLEREK ONANMASINA 25.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.