YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5840
KARAR NO : 2013/7545
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 19.3.2013 Salı günü davacı … vekili Av. … vekili Av. … geldi. Davalı … vekili Av. … geldi. Diğer davalılardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunanlar vekilleri dinlendikten sonra vaktin darliğindan dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R
Davacı vekili kendisine ait taşınmazı davalı …’e satarak karşılığında 5 adet bono aldığını, davalı …’in satın aldığı bu taşınmazı davalı … adına tescil ettirdiğini ve bonoların davalı … tarafından da imzalandığını, senet bedellerinin ödenmemesi nedeniyle davalı … aleyhine icra takibi yaptıklarını yapılan icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait taşınmazı diğer davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını ve davacının alacağının muvazaalı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalı … eski patronu olan Tamer’in taşınmazı alırken kendisi adına tescil ettirdiğini, kendisinin kimseye borcunun olmadığı savunarak davanın reddini istemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İİK.nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyi niyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1 ). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda dava konusu 929 sayılı parsel üzerindeki binanın 02.05.2007 tarihinde alacaklı davacı tarafından borçlu davalı …’ya satıldığı, onun tarafından da 22.01.2010 tarihinde üçüncü kişi konumundaki davalı …’a satıldığı, davacı tarafından 02.05.2007 tanzim tarihli bonolara dayanılarak davalılar … ve … aleyhine icra takibi yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının dava dilekçesinde taşınmazı aslında davalı …’e sattığını ancak … ‘in taşınmazı şirketinin ortağı ve yetkilisi görünen diğer borçlu davalı … adına tescil ettirdiğini, daha sonrada birlikte ticaret yaptıkları ve
tanıdığı olan davalı …’a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir. Dosya içeriği ve kendi beyanına göre borçlu davalı …’nın diğer borçlu davalı …’in yanında ücretli olarak çalışan bir kişi olduğu, dava konusu taşınmazı satın alabilecek maddi durumunun bulunmadığı, taşınmazı davalı …’in talimatı doğrultusunda davalı …’a sattığı, üçüncü kişi olan davalı …’in borçlu davalılar aleyhine icra takibi yaptığı, dolayısıyla tasarruf tarihinden öncesine ait ticari ilişkilerinin olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan ipotek bedelinin de tamamen ödenip ödenmediği yeterince araştırılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece borçlu davalılar arasındaki ilişkinin araştırılması, üçüncü kişi davalı …’ın borçlu davalılar aleyhine yaptığı icra takipleri göz önüne alınarak aralarında daha önce başlayan ticari ilişki olup olmadığı ve bu nedenle borçluların mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olamayacağının karar yerinde tartışılması ve bu konuda İİK.nın 280. maddesinin uygulama yeri olup olmadığının tartışılması, ayrıca taşınmaz üzerinde bulunan ipotek bedelinin kim tarafından ödendiğinin araştırılarak ipotek bedelinin davalı … tarafından ödenmediğinin anlaşılması halinde satış bedeline eklenmemesi gerektiğinin düşünülmesi, taşınmaz davalı … tarafından alacağına karşılık alınmış ise İİK.nın 279/2 maddesinin uygulama yeri olup olmadığının tartışılması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir kabulü ile hükmün BOZULMASINA 990.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.