YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5887
KARAR NO : 2012/10550
KARAR TARİHİ : 04.10.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı davalı adına kayıtlı aracın davalı yönetiminde iken karıştığı kazada 3. kişiye ait aracın hasarlandığını, davalının olay anında 1.89 promil alkollü olduğunu, %75 kusur oranı dikkate alınarak zarar gören 3. kişiye 4.824 TL hasar bedelinin ödendiğini olayın mühnasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini belirterek bu meblağın ödeme tarihinden işleyecek avnas faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili müvekkilinin güvenli sürüş yeteniğini kaybetmediğini, dava dışı aracın sürücüsününde olayda kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile 4.824 TL tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde, alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan
../…
-2-
2012/5887
2012/10550
sonra, bu konu ile ilgili olan “b-2” bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir.
Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır.
Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik
../…
-3-
2012/5887
2012/10550
konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda davalı araç sürücüsü 1.89 promil alkollü olarak 17.6.2009 tarihinde saat 23.00 sıralarında araç kullanırken kavşakta dava dışı … yönetimindeki araçla çarpışmak suretiyle kazaya sebebiyte vermiş olup, kaza tesbit tutanağında davalıya kavşaklarda geçiş önceliğine uymamak kuralını ihlal ettiğinden asli diğer sürücüye kavşaklara yaklaştığında hızını azaltmamak kuralını ihlal ettiğinden tali kusurlu verilmiştir.
Davacı …Ş davalı aracının ZMSS şirketi olup kazada zarar gören dava dışı … yönetimindeki …’ya ait araçta meydana gelen hasarın sigortalının %75 kusur oranı dikkate alınarak 4.824 TL.sının hak sahiplerine ödendiğini, davalının alkol sebebiyle aracı güvenli sürme yeteneğini kaybettiğini belirterek %75 kusur oranına göre 3. kişilere ödenen 4.824 TL.nın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi ile davalı sigortalıdan tahsilini talep etmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda sürücüler tarafından kaza tutanağında açıklanan kural ihlallerinin yapıldığı belirtilerek davalının kavşaklarda geçiş önceliğine uymaması nedeniyle %70 dava dışı sürcünün kavşağa yaklaşırken hızını azaltmaması sebebiyle %30 oranında kusurlu oldukları, davalıya izafe edilen kusur oranına göre 4.656,97 TL tazminattan sorumlu olacağı davalının alkolün etkisinde kalarak kazaya sebebiyet verdiği bildirilmiştir.
Davalı sigortalının ZMSS Genel Şartlarının 4/d maddesi gereğince trafik sigortasınca 3. kişiye ait araçta oluşan hasardan sorumlu tutulabilmesi için kazanın münhasıran (tek başına) sadece alkolün etkisi altında meydana gelmesi, alkol dışında kazayı etkileyen başka hiç bir sebebin unsurun bulunmaması gerekmektedir. Eldeki davada davacı vekili daha dava dilekçesinde davalı sigortalının %75 oranında kusurlu
../…
-4-
2012/5887
2012/10550
olduğunu bu kusur oranına göre 3. kişiye hasar ödemesi yapıldığını belirtmiş olup bu davacı tarafı bağlar. Bu durumda mahkemece somut olayda olduğu gibi karşı aracın sürücüsünün kusurlu olması ya da yol ve hava durumundaki olumsuzluklar gibi alkol dışında kazaya sebep olan unsurların bulunması alkolün münhasıran etkisini ortadan kaldırdığından davacının davalı sigortalısına rücu şartları oluşmadığından dava dilekçesindeki kusura yönelik beyan davacı tarafı bağlayıcı olduğundan bu hususta inceleme dahi yapılmadan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 4.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.