YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5975
KARAR NO : 2012/9189
KARAR TARİHİ : 12.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine mahkemece hükmün kesin olması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararda davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya sigortalı aracın kendi aracına çarpması sonucu aracının hasarlandığını, hasar bedelinin tazmini için açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatın tahsili için takip yaptığını, takipte yasal faiz işletildiğini, işletilen faiz oranının altın ve dövizdeki yükseliş oranı ve banka faizlerinin gerisinde kaldığını belirterek yasal faiz ile karşılanamayan zararının giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, Şanlıurfa Asliye 3. Hukuk Mahkemesi’nin 2010/81 esas, 2011/322 karar sayılı dosyasında davacının hasar tazminatına ilişkin davasının kesinleşmediğini, halen derdest olduğunu, faizin yetersiz ve munzam zarar talebinin derdest olan davada ileri sürülmesi gerektiği, derdestlik dava şartı olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiş; hükmün, davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine mahkemece hükmün kesin olması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararda davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava BK’nın 105. maddesinden kaynaklanan munzam zarar tazmini istemine ilişkindir.
1-Mahkemece 05.03.2012 tarihli ek karar ile davacı … vekilinin isteminin miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle talebinin reddine karar verilmiş ise de bu karar usul ve yasaya uygun değildir.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK’nun 427/II. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı ise kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır, bunun yanında faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, yani kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Somut olayda da davacının munzam zarara ilişkin davasını kısmi olarak yönelttiği dava dilekçesinden anlaşılmakta olup, kısmi olarak yönelttiği davasında dava edilen miktar kesinlik sınırı içerisinde kalmakta ise de, yukarıda belirtildiği üzere temyiz sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenmesi gerektiğinden mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden temyiz isteminin reddedilmiş olması doğru olmadığından mahkemenin temyiz isteminin reddine dair 05.03.2012 gün ve 2011/521-2012/102 sayılı ek kararının bozularak ortadan kaldırılması gerekmiştir.
2-Esasına yönelik yapılan incelemede ise,
Derdestlik yani davanın görülmekte olması, 6100 sayılı HMK’nın 114/I-ı. maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiştir. Dava şartı olan derdestlik nedeni ile davanın reddi için üç koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bunlar; 1-davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açılmış olması, 2-birinci davanın görülmekte olması, 3-daha önce açılmış ve görülmekte olan dava ile ikinci davanın yani bu davanın aynı olması koşuludur. Bu dava ile görülmekte olan başka bir davanın aynı dava olduğunu söyleyebilmek için ise, maddi anlamda kesin hüküm gibi her iki davanın taraflarının, konusunun ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. Dava sebebinden maksat da (hukuki sebepler değil) davanın dayanağını teşkil eden vakıalardır (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, C. IV, B. 6, … 2001, s. 4217-4244).
Somut olayda mahkemece bu dava ile derdest olduğu değerlendirilen davanın tarafları aynı ise de, dava konusu ve dava sebepleri birbirlerinden farklıdır. Şanlıurfa Asliye 3. Hukuk Mahkemesi’nde davacı kendisine ait olan aracın davalıya sigortalı araç tarafından hasarlanması vakıasına dayanarak, hasar nedeni ile oluşan zararın tazminini konu etmiş olup, incelemesini yaptığımız davada ise davacı bu defa derdest olduğu belirtilen davada hükmedilen tazminat alacağına yürütülen faiz ile karşılanamayan munzam zararının tazminini konu etmiştir.
Bu bakımdan mahkemece davanın esasına yönelik taraf delillerini toplayarak sonucuna göre değerlendirme yapmak gerekirken yazılı olduğu üzere davanın usulden reddi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle ek kararın bozularak ortadan kaldırılmasına, 2.bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.