YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6368
KARAR NO : 2012/12405
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, üzerinde anahtarı bulunduğu esnada kimliği belirsiz kişiler tarafından çalındığını, bir gün sonra ise kaza yapılmış ve terkedilmiş olarak bulunduğunu, aracın pert olduğunu, başvuruya rağmen davalı … şirketinin hasar bedelini ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 7.000 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 18/04/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 18.000 TL’ye yükselttiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, anahtarının üzerinde bırakılması nedeniyle aracın çalınmasından dolayı poliçenin özel şartları gereğince hasarın teminat kapsamı dışında kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulüne, 7.000 TL’nin kaza tarihinden itibaren, 11.000 TL’nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 6762 sayılı TTK’nun 1269.maddesi uyarınca malı rehin alan kimse o mal üzerindeki menfaatini kendi adına sigorta ettirebileceği gibi aynı yasanın 1270.maddesi hükmü gereğince bir başkasının da rehin
konusu malı rehin alan hesabına ve onun lehine sigorta ettirmesi mümkündür. Böyle bir durumda, sigortalı durumda olan rehin hakkı sahibi olduğundan sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkının da öncelikle ona ait olması gerekir. Sigorta ettiren, ancak sigortalı malın dain ve mürtehini olan ve lehine sigorta edilenin açık muvafakatini almak suretiyle sigortadan, şayet kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat istemek hakkına sahip olur. Taraf ehliyeti yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilecek hususlardandır. Somut olayda, aracın trafik kaydında dain ve mürtehin sıfatı bulunan dava dışı Türkiye İş Bankası Ortaköy Şubesi’nin, tazminatın davacıya ödenmesine muvafakati olup olmadığı konusu araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece öncelikle, dain ve mürtehin sıfatı bulunan bankanın muvafakati olup olmadığının araştırılması, bankanın muvafakati sağlandığı takdirde yargılamaya devam edilerek davanın sonuçlandırılması, aksi halde davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Kabule göre de;
a)Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.4.11. maddesi gereğince, araç anahtarının ek sözleşmede belirtilen haller sonucunda ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar teminat haricidir. Ancak, sigortalı araç anahtarının gasp sonucunda ele geçirilmesi, araç anahtarlarının sigortalının veya aracı kullanımına tahsis ettiği kişinin kendi ev veya işyeri niteliğindeki kapalı veya kilitli bir mekanda muhafazası esnasında, bu mekana; kırma, delme, yıkma, devirme, zorlama, öldürme, yaralama, zor ve şiddet kullanarak veya tehditle yada araç gereç veya bedeni çeviklik sayesinde tırmanmak suretiyle ele geçirilerek aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi, teminat kapsamındadır. Taraflar arasındaki kasko sigorta poliçesi özel şartlarında da anahtarın araç üzerinde unutulduğu veya bırakıldığı sırada gerçekleşen araç çalınmalarının teminat kapsamı dışında olduğu belirtilmiş, bu tür çalınmalar veya sonrasında meydana gelecek hasarlar yönünden ek bir teminat da verilmemiştir.
Somut olayda, sigortalının, araç üzerinde anahtarını bırakarak alışveriş yapmak üzere markete girdiği esnada aracın çalındığı hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. O halde mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.
b-6762 sayılı TTK.nun 1268. maddesi gereğince rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortacı tarafından ödenecek sigorta tazminatı 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. TTK.1299 ve 1291. maddeleri gereğince zamanaşımının başlangıç tarihi rizikonun sigortalı tarafından haber alınmasından itibaren ihbar yapılması gereken beşinci günün sonudur. Dava konusu olay 22/03/2008 tarihinde meydana gelmiş, davacı tarafından zamanaşımı süresinin bitiş tarihi olan 28/03/2010 tarihinden sonra 18/04/2011 tarihli ıslah dilekçesi ile talep edilen tazminat miktarı 7.000 TL’den 18.000 TL’ye yükseltilmiştir. Dosya içeriğine göre zamanaşımını kesen veya durduran nedenlerin bulunmadığı da gözetildiğinde mahkemece, davalı vekilinin zamanaşımı def’i dikkate alınarak ıslah edilen kısım yönünden zamanaşımı nedeniyle red kararı vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
c)HUMK’nun 275. ve devamı (HMK’nın 266. ve devamı) maddeleri gereğince, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerektiği hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazalarında araçta meydana gelen hasar bedelinin hesaplanması teknik bilgi ve uzmanlığı gerektiren konulardandır. Mahkemece, sigortalı araçta oluşan hasarın tespiti için konusunda uzman bilirkişiden alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hukukçu bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.