YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6420
KARAR NO : 2012/12877
KARAR TARİHİ : 22.11.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, … İcra Müdürlüğü’nün 2009/1725 talimat sayılı takip dosyasında haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin borçlunun bayisi olup tabelada bu nedenle borçlu şirket ünvanının yazılı olduğunu, borçlu şirket yetkilisinin haciz sırasında aralarındaki ticari ilişki nedeniyle haciz mahallinde bulunduğunu, ileri sürerek haczin kaldırılmaını talep etmiştir.
Davalı alacaklı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, haczin davacı 3.kişi adresinde yapıldığı, borçlu şirket adresinin farklı olduğu, işyerinde bulunan vergi levhasının davacı 3.kişiye ait olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nun 96.vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Haciz 10.11.2009 tarihinde davacı 3.kişinin faaliyet gösterdiği adreste yapılmış ise de haciz mahallinde borçlu şirkete ait telefon faturası, para makbuzu gibi belgeler bulunmuştur. Haczin yapıldığı işyerinin dış cephe tabelasında borçlunun ticaret ünvanının yazılı olduğu, yine fax makinasının üzerinde borçlu şirkete ait etiket tespit edilmiştir. Ayrıca borçlu şirkete ait 35 AK 7449 plakalı işletmenin önünde park halinde iken borçlu şirket ortağı olan … tarafından haciz mahallinden kaçırılarak götürülmek
istendiği de haciz tutanağı içeriği ile sabittir. Bu durumda İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve inandırıcı delilerle ispat edilmesi gerekir. Davacıya ait vergi levhası tek başına karine aksini ispata yeterli olmadığı gibi soyut düzeyde kalan tanık beyanları da karine aksini ispata yeterli görülmemiştir. Kaldı ki ticaret sicil kayıtlarından borçlu şirketin adresinin haciz adresi olduğu anlaşılmaktadır. 3.kişi mahcuzlara ilişkin herhangi bir fatura da sunmamıştır. Tüm bu olgular hep birlikte değerlendirildiğinde davacı 3.kişinin karine aksini ispat ettiğinden söz edilemez. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 22.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.