YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6424
KARAR NO : 2013/5929
KARAR TARİHİ : 30.04.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 30.4.2013 Salı günü davacı … Yön. AŞ vekili Av. … geldi. Davalı … vekili Av. … geldi. Diğer davalılardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı … davalı … vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili davalılar … ve …’in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendilerine ait taşınmazları davalı …’a sattıklarını onun da diğer davalı …’ye sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece iptal koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Bu davanın ön
koşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md.) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nın 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda mahkemece davacının davalı ile kredi ilişkisinin uzun bir süreye yayılmış olduğu ve bu süre itibariyle asıl kredi borçlusu …AŞ ile bunların müşterek borçlu müteselsil kefili olan kişilerin mali durumlarına vakıf olduğu toplanan deliller itibariyle mevcut satış değerleri itibariyle ve davacı banka ile olan ticari ilişkileri dikkate alındığında alacaklıyı zarara uğratma kastının bulunmadığı alış ve satış yapan kişilerin birbirlerinin tanımasının satışın kötü niyetli ve zarar verme kastı ile yapıldığına karine teşkil etmeyeceği hayatın olağan şartları itibariyle yakın olan arkadaşların birbirlerinden mal alıp satmalarının mümkün olduğu ve İİK nun 277 ve devamı maddelerine göre iptal şartları mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma yeterli olmadığı gibi verilen karar toplanan delillere ve dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dava konusu 153 nolu parsel 6.500.00 TL, 158 nolu parsel 20.000.00 TL., 159 nolu parsel 13.000.00 TL bedelle … tarafından, 154 nolu parsel 10.500.00 TL, 1314 nolu parsel ise 10.200.00 TL bedellerle … tarafından 20.03.2001 tarihinde …’a satıldıktan sonra aynı taşınmazlar 11.03.2003 tarihinde … tarafından davalı …’ye satılmışlardır. Mahkemece, İnşaat Mühendisi, Ziraat Mühendisi
ve Kadastro Teknisyeninden alınan 18.05.2004 tarihli raporda taşınmazların tarım arazisi oldukları belirtilerek tarım arazisi olarak değerlendirildiklerinde belirlenen rayiç değerleri ile tapuda gösterilen satış bedelleri arasında bir mislini aşan fahiş fark olmadığı anlaşılmakta ise de taşınmazlar üzerinde bir takım yapıların olduğu ve bu yapıların 2 yıllık olduğu bildirilerek bu yapıların değeri tespit edilmiş ve bu tespite göre ise taşınmazların tapuda gösterilen satış bedeli ile borçlu davalılar tarafından davalı …’e yapılan satış tarihindeki gerçek değerleri arasında bir mislini aşan fahiş fark bulunmaktadır. Ayrıca davalıların cevap dilekçelerinden ve tüm dosya kapsamından davalıların birbirlerini tanıdıkları ve aralarında ticari ve diğer birtakım arkadaşlık ve iş ilişkilerinin olduğu da anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan yapıların kim tarafından yapıldığının açık ve net bir şekilde belirlenmesi, tarafların buna ilişkin delillerinin toplanması, gerektiğinde taşınmazlar başında bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yapılarak taşınmazların tasarruf tarihindeki gerçek değerini belirleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, 3. kişi konumundaki davalı … ile 4. kişi konumundaki davalı …’nin borçlu davalıları tanıdıkları, aralarında iş ve ticaret ilişkisi olduğu, bu nedenle İİK.nın 280/1-2 maddelerinde yazıldığı gibi borçlu davalıların mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilebilecek kişilerden olabilecekleri düşünülerek bunun aksinin hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının karar yerinde tartışılması ondan sonra toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30.4.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.