Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/6532 E. 2012/12818 K. 20.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6532
KARAR NO : 2012/12818
KARAR TARİHİ : 20.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki yargılamanın iadesi iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde yargılamanın iadesini isteyen davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Yargılamanın iadesini isteyen davalı 3. kişi …,…. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.1.2009 tarih 2007/391 E- 2009/8 Karar sayılı ilamıyla İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılan tasarrufun iptali davasının dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeliyle bilirkişi tarafından belirlenen bedel arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesiyle kabul edildiğini ve hükmün Yargıtay denetiminden geçerek 24.6.2010 tarihinde kesinleştiğini, tasarrufun iptaline konu alacağın, borçlusu taşınmazı kendisine satan … olan 1.1.2005 tanzim 2.2.2005 vadeli 55.000 USD bedelli bono olduğunu, davacı ve tanıklarının anlatımına göre takip konusu bononun ihdas sebebinin davacı tanığı …’nın beyanına göre senedin tanzim tarihinde veya daha önceki bir tarihte, …’ya ait ve kendisine satılan daireye müşteri olan …’nın bu daireyi almak için … ile anlaştığını ve pazarlık sonucu daireyi aldığını, davacı …’dan 55.000 USD borç alıp bu meblağı kaparo olarak …’ya verdiğini, daire kendisine satılınca 55.000.USD’yi geri isteyen …’ya …’nın senet verdiğini, …’un da senedi davacı …’a intikal ettirdiğini, diğer tanık ise kaparo olarak 5.000 USD verildiğini beyan ettiğini, dava konusu dairenin kendisine … tarafından 4.1.2006 tarihinde satıldığını, oysa senedin 1.1.2005 tanzim tarihli olup 4.1.2006 tarihinde ihtiyati haciz kararı alınarak işleme konulduğunu, daire kendisine satıldıktan sonra tanzim edildiği söylenen senedin dairenin satıldığı gün nasıl işleme
konulduğunu, dairenin kendisine satılmasından 1 yıl 3 gün önce tanzim edilen senedin alım-satım tarihi ortada iken nasıl daire satışından sonra düzenlendiğinin iddia edilebildiğini, bu durumun Mahkeme ve Yargıtay denetiminde gözden kaçtığını, senedin tanzim tarihinde … adına dava konusu taşınmazın kayıtlı olmadığını, …’nın kendisine sattığı daireyi senedin tanzim tarihinden onbir ay sonra 22.11.2005 tarihinde sahip olduğunu, tapu tedavül kayıtlarına yargılama bittikten sonra uluşabildiğini, …’nın dava konusu daireyi 22.11.2005 tarihinde takip konusu senedin tanziminden ve …’nın müşteri olmasından 11 ay sonra Saadet Doğan’dan aldığını, davacı ve tanıklarının sahte senetle mahkemeyi yanılttıklarını, senedin vadesi geçtiği halde 11 ay hiçbir işlem yapılmadığını, dairenin kendisine satıldığı gün takip işlemlerine başlandığını, davacının asıl muhatabı senedi tanzim ettirerek alan …’nın senette cirosu olmadığını, Erol’un aynı taşınmazda başka bir dairesi olduğunu, senet lehtarı …’nin …’nın damadı olup icra takibin muhatabı olmadığını, alacaklı davacının emekli hakim olup avukatlık yapan biri olarak alacağını almak için senede kendisinden borç aldığını söyleyen ve malvarlığı bulunan …’nın imzasını almayı bilebilecek konumda olduğunu, senette imzası bulunan ve malvarlığı olan Öner Gümüştepe’yi takip etmeyerek alacağını tehlikeye atacak seçenekleri azaltacak biri olmadığını, yasaya ve yargıya karşı açıkça hile uygulanarak yetkili merciler yanıltılarak sonradan oluşturulan bir senetle hüküm elde edildiğini, senedin ihdasına neden olan taşınmazın o tarihte borçluya ait olmadığının hüküm verildikten sonra tespit edildiğinden, tapu tedavülleri gizlenerek sahte bonoya dayanılarak verilen kararın HUMK’nun 445.maddesi gereğince ortadan kaldırılmasına, dava konusu taşınmaz satış aşamasında olduğundan HUMK’nun 449.maddesi gereğince icranı durdurulmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, davalı 3.kişinin yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak gösterdiği hal ve delillerin hiç birisinin HUMK’nun 445. maddesinde sayılan yargılanmanın yenilenmesi sebeplerinden olmadığını, Mahkemenin tasarrufun iptaline karar verirken tanık beyanlarına dayanmadığını, davacı 3.kişinin gösterdiği delillerin hiçbirisinin yeni delil olmayıp mahkemece daha önce incelenip değerlendirildiğini, tanıklarla ilgili yalan tanıklıktan mahkumiyet kararı bulunmadığı gibi tanık ve dava-
cı hakkındaki soruşturmanın takipsizlik kararı ile sonuçlandığını, dava konusu senedin ortada olduğunu ve davalı …’nın davacıya olan borcunun ana kaynağı olduğunu, tapu tedavül kayıtlarının Mahkemece istendiğini, istenmemiş olsa bile davacı 3.kişi tarafından herzaman ulaşılabilecek kayıtlar olduğunu, takip konusu senetteki borca ve imzaya borçlu … tarafından itiraz edilmediğini senet bakımından davacı …’ın 3.kişi olduğunu ve senedin mahkeme tarafından incelendiğini belirterek davacı 3.kişinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ve kendisinden para cezasının tahsiline karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece iddia savunma toplanan delillere göre davacının bononun sahteliğine dayandığı, davacının yargılamanın iadesine gerekçe gösterdiği nedenlerin HMK’nun 375 ve devamı, HUMK’nun 445.maddesinde düzenlendiği, davacının dayanak gösterdiği senedin önceki yargılama sırasında ileri sürülüp değerlendirildiği, belirttiği diğer nedenlerin de önceki davada incelendiği, anılan maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymayan ve yasal koşulları bulunmayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, yargılamanın iadesini isteyen davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı 3.kişi vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 20.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.