YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6696
KARAR NO : 2013/12070
KARAR TARİHİ : 12.09.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi ve davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, İstanbul 14.İcra Müdürlüğü’nün 2008/3069 sayılı takip dosyasından 7.8.2008 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, haciz adresinde müvekkilinin faaliyet gösterdiğini ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz mahallinde borçluya ait belgeler bulunduğunu, davacı 3.kişi şirketin bilgisayarlarında borçlu şirkete ait kayıtların yer aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı borçlu davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece davacı ve borçlu şirektin farklı şirketler olduğu, aralarında hukuki ve fiili bir irtibatın bulunmadığı, ödeme emrinin haciz adresinden farklı bir yerde tebliğ edilidiği, davacı tanıklarının beyanlarının davayı doğrular nitelikte olduğu İstanbul 11.İcra Hukuk Mahkemesininin 28.10.2010 gün ve 2010/1544-2119 sayılı ilamı ile dava konusu takibin İİK’nun 71.ve 33/a maddeleri gereğince zamanaşımı nedeniyle geri bırakılmasına karar verildiği gerekçeleriyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına davacının tazminat talebinin koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili ile davacı 3.kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK’nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
İstihkak davası devam ederken İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 28.10.2010 gün, 2010/1544-219 sayılı kararı ile İİK’nun 33/a maddesi gereğince icranın geri bırakılması kararı verilmiştir.
İİK’nun 71/son maddesinde: “Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33/a maddesi hükmü kıyasen uygulanır” düzenlemesi; aynı Kanun’un 33/a maddesinin 1. ve 2. fıkralarında ise “İlamın zamanaşımına uğradığı veya zamanaşımının kesildiği veya tatile uğradığı iddiaları icra mahkemesi tarafından resmi vesikalara müsteniden incelenerek icranın geri bırakılmasına veya devamına karar verilir.
Alacaklı, icranın geri bırakılması kararının kesinleştiğinin kendisine tebliğinden sonra, zamanaşımının vaki olmadığını ispat sadedinde ve 7 gün içinde umumi mahkemelerde dava açabilir. Aksi takdirde icrası istenen ilamın zamanaşımına uğradığı hususu kesin hüküm teşkil eder.” düzenlemesi yer almaktadır.
Buna göre Mahkemece anılan kararın sonucunun bekletici mesele yapılarak, kesinleşip kesinleşmediğinin, sonucuna göre de; davalı alacaklı tarafın, bahsi geçen kararın kesinleşmesinden itibaren 7 gün içinde alacak davası açıp açmadığının, icra takibine konu borcun ortadan kalkıp kalkmadığının ve davanın konusuz kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yön gözardı edilerek hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davacı 3.kişi vekilinin temyiz talepleri yönünden şimdilik inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan 1 nolu bentte nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin temyizi yönünden şimdilik inceleme yapılmasına yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişi ve davalı alacaklıya geri verilmesine 12.9.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.