Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/7057 E. 2012/9221 K. 13.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7057
KARAR NO : 2012/9221
KARAR TARİHİ : 13.09.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar … ve süresi dışında … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalılar …, … ve …’ın müvekkiline olan borçları nedeniyle haklarında yaptıkları icra takibi sırasında borçlarına yetecek haczi kabil mallarının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı …’ın kendisine ait 305 sayılı parsel üzerindeki 10 nolu bağımsız bölümü …’a, …’in kendisine ait 1413 sayılı parsel üzerindeki 20 nolu bağımsız bölümü …’a, …’ın ise kendisine ait 1410 sayılı parsel üzerindeki 21 nolu bağımsız bölümü …’e, 444 ada 26 sayılı parsel üzerindeki 1 nolu dükkanı ise M…. …’e sattığını öne sürerek yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece 1410 parsel üzerindeki 21 nolu bağımsız bölüm ile 1413 parsel üzerindeki 20 nolu bağımsız bölümün icraen satıldıklarından bu taşınmazlar yönünden konusu kalmayan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, bu taşınmazlara ilişkin tazminat istemlerinin Reddine, diğer taşınmazlara yönelik davanın kötü niyetin kanıtlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından davanın esasına yönelik olarak, davalılar … ve … tarafından ise vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkin olup mahkeme kararı hükmü temyiz eden davalılardan … vekili avukat …’a 08.07.2011 tarihinde, davacının temyiz dilekçesi 15.08.2011 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi ise adı geçen davalı vekili tarafından HUMK’nun 432/1. maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre geçirildikten sonra 05.09.2011 tarihinde verilmiştir. İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılan iptal davaları aynı yasanın 281. maddesi hükmü gereğince basit yargılama usulüne tabi olduğundan HUMK 176/1 maddesi ve bu fıkranın 11. bendi uyarınca bu davalarda adli ara verme söz konusu olmadığı gibi HUMK’nun 177. maddesi hükmü de uygulanmaz. Bu nedenle süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca Yargıtay’ca da bu yolda karar verilebileceğinden davalı … vekilinin süresinden sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin 1413 sayılı parsel üzerindeki 20 nolu bağımsız bölüme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, dava ve temyize konu taşınmazın borçlunun borcundan dolayı üçüncü kişi konumundaki davalı …’un elinde iken icra müdürlüğünce cebri icra yolu ile satıldığı ve bu satış sonucu davalı …’ın mamelekinde kalan herhangi bir değerin bulunmamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin 1413 sayılı parsel üzerindeki 20 nolu bağımsız bölüme ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin 444 ada 26 nolu parsel üzerindeki 1 nolu dükkana ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, İİK.nun 278. maddesi uyarınca iptal kararı verilebilmesi için yapılan tasarrufun aciz yada haciz tarihinden geriye doğru 2 yıllık süre içerisinde yapılması olmasının gerekmesine, somut olayda haciz tarihi ile tasarruf tarihi arasında 2 yılı aşkın bir süre geçmesine, üçüncü kişi
konumunda olan davalı …’in borçlu davalının alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğunun kanıtlanamamasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davacı vekilinin 444 ada 26 nolu parsel üzerindeki 1 nolu dükkana ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
4-Davacı vekilinin diğer taşınmazlara ilişkin temyiz itirazları yönünden ise; Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarruflarının iptaline hükmettirmektir. Dava ön koşullarının bulunması halinde İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Somut olayda dava konusu 305 sayılı parsel üzerindeki 10 nolu bağımsız bölümün borçlu davalı … tarafından kayınpederi olan …’a, 1410 sayılı parsel üzerindeki 21 nolu bağımsız bölümün ise borçlu davalı … tarafından damadı olan …’e,satılmış, 21 nolu bağımsız bölüm üçüncü kişi konumunda olan davalı …’in borcundan dolayı icra yaolu ile dava dışı dördüncü kişiye satılmıştır. İİK.nun 280/1 maddesi uyarınca malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar
verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, aynı maddenin 2. fıkrasında ise üçüncü şahsın borçlunun karı veya kocası, usül veya füru ile üçüncü dereceye kadar (bu drece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunacağı hususu düzenlenmiş, aynı yasanın 282. maddesi hükmü uyarınca borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimselerle bunların mirasçıları aleyhine açılır. Kural bu olmakla birlikte yine anılan hükme göre davada kötü niyet sahibi üçüncü kişiler de davalı olarak gösterilebilir. Davalılardan üçüncü kişi olan …’in elindeki taşınmaz kendi borcu nedeniyle icraen satılmış olduğuna göre hakkındaki dava yine aynı yasanın 283. maddesine göre bedele dönüşmüş bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece kayınpeder damat arasında yapılan tasarrufların iptale tabi olduklarının kabulü ile davalı üçüncü kişi …’in 1410 sayılı parsel üzerindeki 21 nolu bağımsız bölümü elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri nisbetinde (takip konusu alacak ve fer’ileri ile sınırlı olmak üzere) tazminat ödemesine, 305 sayılı parsel üzerindeki 10 nolu bağımsız bölüme ilişkin tasarrufun ise iptaline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu bu taşınmazlar yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
5-Davalı … vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcı ile vekalet ücretinin takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden ve her bir tasarruf için ayrı ayrı belirlenmesi gereği nazara alındıktan sonra bulunacak miktarlardan kimlerin nasıl sorumlu olacaklarının ayrı ayrı olarak infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde gösterilmesi gerekirken tüm davalıların ve tasarrufların birlikte değerlendirilerek tek bir vekalet ücretinden sorumlu tutulmaları doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’un temyiz isteminin (dilekçesinin) süre yönünden reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin 1413 sayılı parsel üzerindeki 20
nolu bağımsız bölüm ve 444 ada 26 nolu parsel üzerindeki 1 nolu dükkana ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile bu taşınmazlara ilişkin hükmün ONANMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin 305 sayılı parsel üzerindeki 10 nolu bağımsız bölüm ve 1410 sayılı parsel üzerindeki 21 nolu bağımsız bölüme yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu taşınmazlara ilişkin hüküm ile (5) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı … vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 492 sayılı Harçlar Yasasının 13/J maddesi uyarınca davacı … Bankasından harç alınmamasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’a geri verilmesine 13.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.