YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7119
KARAR NO : 2013/8435
KARAR TARİHİ : 06.06.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3. kişi vekili, Konya 13. İcra Müdürlüğünün 2010/7200 sayılı takip dosyasından 15.12.2010 tarihinde haczedilen menkullerin müvekkiline ait olduğunu, borçlular ile bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek haczin kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı alacaklı vekili haczin borçlunun huzurunda yapıldığını, davacının işyerinin borçludan devralındığına dair beyanlarının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlular davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece, haciz sırasında borçlu hazır bulunmakla birlikte davacının dayandığı faturalardan ve tanık beyanlarından işyerinin ve haczedilen malların davacıya ait olduğu, iş yerinin borçlu tarafından borcun doğumundan önce davacıya devredildiği, İİK.nin 179.maddesindeki sorumluluğun söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İİK.nin 96.vd maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz 15.12.2010 tarihinde borçlu … huzurunda gerçekleştirilmiştir. İİK.nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararınadır. Bu yasal karinenin aksinin davacı tarafından güçlü ve inandırıcı delillerle ispatlanması gerekir. Davacının dayandığı borcun doğumundan sonraki tarihi taşıyan, hiçbir ayırt edici özelliği bulunmayan ve herzaman temini mümkün faturalar ve vergi kayıtları karine aksini ispata yetmez.
Kaldı ki; dosya içeriğinden haciz adresinin daha önce borçlular tarafından işletilirken işyerinin davacı 3.kişiye devredildiği ve 3. kişinin borcun doğumundan kısa bir süre (yaklaşık 1 ay) önce haciz adresinde faaliyete başladığı anlaşılmaktadır. Ayrıca daha önce haciz adresini işleten borçlu … ‘ın 15.5.2010 tarihinde davacı 3. kişinin yanında sigortalı işçi olarak çalışmaya başladığı da açıktır. Bu durumda borçlular ile davacı arasında alacaklılardan mal kaçırma amacıyla yapılan muvazaalı işlemler olduğundan ve aralarındaki ilişkinin işyeri devri niteliğinde bulunduğundan İİK.nin 44 ve BK.nin 179. maddelerinin uygulanması gerektiği ortadadır. Bu halde devir alacaklıların haklarını etkilemez, işyerini devralan davacı, BK.nin 179. maddesi uyarınca işletmenin borçlarından da sorumlu olur. Mahkemece, bu yönler gözardı edilerek devrin borcun doğumundan önce olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 06.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.