YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/731
KARAR NO : 2012/6229
KARAR TARİHİ : 16.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu …’nun üzerine kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalı …’e, …’ün de … ve …’ya sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı …, …, … ve …, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalıların borçlunun zarar verme kastını bilerek muvazaalı olarak taşınmazı satın aldıklarının ispatlanamadığı, devredilen taşınmazda davalı …’in ailesinin oturduğu, satışın gerçek olduğu, borçlu ile davalı … arasında akrabalık bağı bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki ipoteğin davalılar Cemal ve Yüksel tarafından kaldırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değil-
dir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı).
Mahkemece davalıların borçlunun zarar verme kastını bilerek muvazaalı olarak taşınmazı satın aldıklarının ispatlanamadığı, devredilen taşınmazda davalı …’in ailesinin oturduğu, satışın gerçek olduğu, borçlu ile davalı … arasında akrabalık bağı bulunmadığı, taşınmaz üzerindeki ipoteğin davalılar Cemal ve Yüksel tarafından kaldırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Tasarrufun iptali halleri, ivazsız tasarruflar (İİK 278), aciz halinde yapılan tasarruflar (İİK 279) ve zarar verme kastı ile yapılan tasarruflar (İİK 280) olarak belirlenmiş olup, İİK’nın 278/III-2. maddesi uyarınca “kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler” bağışlama hükmünde sayılmış, 279/I-2. maddesinde aciz halinde “Para veya mutat ödeme vasıtalarından gayrı bir suretle yapılan ödemeler” ile İİK’nın 280/I. fıkrasında malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceğine işaret edilmiştir. Somut olayda davalı …’e yapılan satışta dava konusu taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan değer farkının bulunması (İİK 278/III-2) ve borçludan alacaklarına mahsuben taşınmazın alındığı yönündeki beyanı bakımından İİK’nın 279/I-2 gereğince tasarrufun iptale tabi olduğu anlaşılmaktadır. Bunun yanında hem davalı … hem de davalılar Cemal ve Yüksel’in kendi beyanları ile davalı borçlu …’dan alacaklarının bulunduğunu belirtmiş olmaları dikkate alındığında aralarındaki bu borç alacak ilişkisi nedeni ile borçlunun içinde bulunduğu mali durumun davalılar tarafından bilinebileceğinin kabulünü gerektirmektedir. Hal böyle olunca açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle
davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16.5.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.