Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/7579 E. 2012/9429 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7579
KARAR NO : 2012/9429
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı (3.kişi) temsilcisi ile davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-

Davacı (3.kişi) vekili, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçlu… İnşaat Mob.İletişim Turz.Nak.Ltd.Şti. aleyhine yürütülen takipte, … 1.İcra Müdürlüğünün 2008/259 Tal. sayılı dosyasından uygulanan 15.10.2008 tarihli haciz işleminde, borçlu ile ilgisi bulunmayan davacıya ait işyerindeki menkullerin haczedildiğini ileri sürerek, haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre; haciz tutanağının 3.sayfasının 1,2,3 ve 5.sırasında yer alan mahcuzların davacı 3.kişinin ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğundan bu menkuller yönünden davanın kabulü ile üzerlerindeki haczin kaldırılmasına, haciz tutanağının 3.sayfasının 4.sırasındaki mahcuz yönünden ise davanın ispat edilememesi nedeniyle bu mahcuz hakkındaki davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı (3.kişi) temsilcisi ile davalı (alacaklı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava 3.kişinin, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 2011 yılında icra mahkemelerince istihkak
davaları sonucunda verilecek kararların temyiz edilebilmesi için, temyize konu dava değerinin 4.420,00 TL.’sini geçmesi gerekip, takip konusu alacak ile mahcuz malın değerinden hangisi az ise o değer üzerinden dava değeri belirleneceğinden, somut olayda da, temyiz konusu dava değerinin temyize konu mahcuzun değeri olan 500,00 TL. olması karşısında, hükmün kesin nitelikte olduğunun anlaşılmasına göre, davacı 3.kişi temsilcisinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemece haciz tutanağının mahcuzlar 3.sayfasının 1-2-3 ve 5.sıradaki mahcuzlar yönünden yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosyada mevcut delillere uygun düşmemektedir.
Davacı 3.kişi şirket ile takip borçlusu şirketin ortakları arasında kardeşlik ve akrabalık bağı bulunmakta olup, her iki şirketin aynı iş kolunda ve aynı binadaki 49/3 ve 49/A numaralı işyerlerinde ticari faaliyette bulundukları görülmektedir.
Öte yandan, takip konusu borcun doğumu 30.6.2008 ve sonraki keşide tarihli çekler gibi görünse de, borcun daha önceki tarihlerde doğduğu 22.2.2008 tarihli cari hesap özetinden anlaşılmaktadır. Buna göre, davacı 3.kişi şirketin borcun doğumundan sonra ve borçlanma ile aynı tarihler olan 20.2.2008 tarihinde kurulduğu açıktır.
Bu durumda, davacı ve borçlu şirketler arasında organik bağ bulunduğu, borçlu ile davacı 3.kişi şirketin aralarında alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler yaptıkları ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, bu yasal karinenin aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği kabul edilmelidir. Davacı tarafından sunulan ve borcun doğumundan sonraya ilişkin olan belgelerle yasal mülkiyet karinesinin aksinin ispat edildiğinden söz edilemez.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre; dava konusu mahcuzlar yargılama devam ederken 21.7.2009 tarihinde yapılan ihalede 9.849,96 TL. bedelle dava dışı 4.kişiye satıldığından ve bedelin alacaklı tarafından tahsil edildiği anlaşıldığından, İİK.nun 97/10. maddesi gereğince davanın konusu bedele dönüşmüş olup, buna göre, mahkemece satış bedelinin davalıdan alınarak davacıya
verilmesi yönünde hüküm kurmak ve mahcuzların satış bedeli üzerinden harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, bu yönün göz ardı edilmesi de isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı 3.kişi temsilcisinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının İİK’nun 363, 365/3 Ek 1.maddeleri uyarınca reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişi ve davalı alacaklıya geri verilmesine 17.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.