YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7819
KARAR NO : 2012/10458
KARAR TARİHİ : 02.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : …, …
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı … Hazinesi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine vergi borçları nedeni ile icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlu …’in dava konusu taşınmazını davalı …’e devrine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, taşınmazın müvekkili tarafından 2006 yılında elinden çıkarıldığını, taraf sıfatlarının bulunmadığını, müvekkili tarafından taşınmazın satışının yapıldığı 07.10.2003 tarihinde vergi borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçlu …’e usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, alınan rapor ve bilirkişi beyanına göre taşınmazın satışının gerçek olduğu, tasarrufun iptalini gerektirir durum olmadığı, mal kaçırma kastı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 6183 sayılı Yasanın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
../…
-2-
2012/7819
2012/10458
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasanın 28/2 maddesi uyarınca “kendi verdiği malın, aktin yapıldığı sıradaki değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitler” bağışlama hükmünde sayılmış ve bu tasarrufların iyi niyet koşulu aranmaksızın iptale tabi oldukları kabul edilmiştir. Bu bedel farkının hesaplanmasında satılan taşınmaz üzerinde ipotek ve haciz kayıtlarının bulunduğu hallerde, alıcının taşınmazı bu kayıtlarla yükümlü olarak satın almış olacağı, satışın bunların tamamı üzerinden yapıldığı kabul edilerek, oransızlığın belirlenmesinde, tapu kaydındaki ipotek ve haciz miktarlarının da göz önünde tutulması gerekecektir. Ayrıca lehine tasarruf yapılan üçüncü kişilerin resmi akit tablosunda belirtilen satış bedeli dışında daha fazla ödemede bulunulduğunun banka kayıtları gibi yasal ve geçerli belgelerle kanıtlanması da mümkündür. Ayrıca Yasa’nın 30/I. fıkrasında malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceğine işaret edilmiştir.
Somut olayda, davalı …’ya yapılan taşınmaz satışında tapuda gösterilen satış bedeli 7.500,00.-TL olmasına karşın, taşınmazın tasarruf tarihindeki gerçek değeri 98.832,00.-TL olarak belirlenmiş olup, taşınmazın ipotek ve haciz ile yükümlü olarak satılmadığı da tapu kayıtlarında görülmektedir. Bunun yanında davalı … resmi akit tablosunda gösterilen bedel dışında ödeme yaptığını iddia ve ispat etmiş değildir. Bu durumda Dairemizin yerleşmiş içtihatları gözönüne alınarak taşınmazın tapuda gösterilen satış değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında mislini aşan değer farkının bulunduğunun kabulü gerekir. Bunun yanında aralarındaki akrabalık bağı ve birbirlerini tanıyor olduklarının da anlaşılması gözönüne alınarak davalı …’nın, borçlu …’in alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden
../…
-3-
2012/7819
2012/10458
ötürü BOZULMASINA, 02.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar veri