Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/7858 E. 2012/12359 K. 12.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7858
KARAR NO : 2012/12359
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasarlandığını, davalıya ihbar yapıldığını, ancak hasar bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, 16.500,00 TL.nın (KDV ilavesiyle) en yüksek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, hasarın sigorta teminatı dışında kaldığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, olayda sürücünün tespit edilemediği, davacı … ettirenin yükümlülüklerine uymadığı, hasarın teminat dışında kaldığı ve davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, olayda sürücü değişikliği yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; resmi görevlilerce tutulan 20.11.2010 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağında, sigortalı araç seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek önce bariyerlere, daha sonra önünde seyreden dava dışı araca arkadan çarptığı, sonra her iki aracın da hakimiyetin kaybedilmesiyle bariyerlere çarparak durdukları, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk (firar) etmiş olduğu, akabinde de kaza tutanağında belirtilen diğer kazaların meydana geldiği belirtilmiştir. Kazadan sonra sigorta ettiren (davacı) ile sigortalı aracın sürücüsü olduğu belirtilen Şakir Çoğul’un karakol ifadeleri tespit edilmiştir. Olayın görgü tanığı olduğundan bahisle karakolda dinlenen … 20.11.2010 tarihli ifadesinde özetle, kazayı görünce yardım için gittiğini, gittiğinde ismini bilmediği ve aracın sahibi olduğunu beyan eden kişinin kendisinin alkollü olduğunu söylediğini belirtmiş, bu kişi davalı tarafından tanık olarak gösterilmesine karşın, adresinde bulunamadığından yargılama sırasında tanık olarak dinlenmediği anlaşılmaktadır. Eksik inceleme ile hüküm verilemez.
O halde; mahkemece olayın görgü tanığı olan …’ın adresi tespit edilerek kaza sırasında aracın sürücüsünün kim olduğu yönünde bilgi ve görgüsünün tespiti ile kazaya ilişkin tutanağı düzenleyen resmi görevlilerin de bu hususta tanık olarak dinlenmesinden sonra, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirilip bildirilmediği ve olayda sürücü değişikliği yapılıp yapılmadığı yönünden ortaya çıkacak maddi ve hukuki olgulara göre, kaza sırasında araç sürücüsünün beyan edilen dışında başka bir kişi olduğu belirlenemediği takdirde, sürücünün değiştirildiği ve beyan edilenden başka bir kişi olduğu şeklindeki iddianın ispat külfetinin davalı sigortacıda olduğu hususu göz önünde bulundurularak dosyanın HUMK.nun 275.maddesi (HMK.md.266) uyarınca seçilecek hasar uzmanı makine mühendisi bilirkişiye tevdii ile gerçek hasarın tespiti için (kaza tarihi itibariyle tamir bedelinin tespiti ile belirlenecek bu bedele göre aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, tamiri ekonomik değilse, kazadan önceki 2.el piyasa rayiç bedeli ile kazadan sonraki sovtaj-hurda- değerinin ve buna göre araçta meydana gelen gerçek zarar miktarının belirlenmesi yönünden) ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması ve varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.