YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7872
KARAR NO : 2013/5203
KARAR TARİHİ : 09.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 9.4.2013 Salı günü davacılar … ve … vekili Avukat … geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin anneleri ve babaları olan murislerinin, davalıların sürücüsü, maliki, zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacıları oldukları aracın arkadan çarpmasıyla oluşan kazada hayatlarını kaybettiklerini ileri sürerek her bir davacı için ayrı ayrı 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan, ayrı ayrı 50.000 TL manevi tazminatın ise … Sigorta A.Ş. dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında, poliçe limitleri dahilinde ve trafik poliçesi limitinin üzerinde kalan kısımla sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …Turizm Otomotiv Madencilik İnşaat San. ve Tic.Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin kazaya
karışan aracı 26.01.2009 tarihinde dava dışı GAB Gümrük Müşavirliği Limited Şirketine kiraladığını, bu nedenle işleten sıfatının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, kazanın oluşumunda asli kusurun müvekkilinde olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davalı … Turizm Otomotiv Madencilik İnşaat San. Ve Tic.Ltd.Şti. aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, davalılar …, … ve … Sigorta A.Ş. aleyhine açılan maddi tazminat davalarının reddine, davalılar … ve … hakkında manevi tazminata ilişkin açılan davanın kısmen kabulü ile davacıların her biri için 25.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte anılan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin, işleten sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı “işleteni” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde
fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, moturlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, 26.01.2009 tarihli kira sözleşmesinde kazaya neden olan araç 24 aylığına dava dışı GAB Gümrük Müşavirliği Limited Şirketi tarafından kiralanmış olup, bu sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü halinde işleten sıfatının kiracıya geçtiğinin de kabulü gerekecektir.
O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler de gözönünde bulundurularak, davalı araç maliki …Turizm Otomotiv Madencilik İnşaat San. Ve Tic.Ltd.Şti. aracını dava dışı GAB Gümrük Müşavirliği Limited Şirketine kiraladığına göre, taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3.kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmedi-
ği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu deliller toplanmadan, eksik inceleme ve araştırma sonucu davalı …Turizm Otomotiv Madencilik İnşaat San. Ve Tic.Ltd.Şti. hakkındaki davanın reddedilmesi doğru değildir
2-Mahkemece manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak manevi tazminat adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarının adalete uygun olması gerekir. Tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmaktır. Somut olayda, tarafların kusur oranı, kaza tarihi, davacı kardeşlerin aynı olayda hem annelerini, hem babalarını kaybetmiş olmaları, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, olay nedeniyleduyulan acı gibi nedenler dikkate alındığında, davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarı, duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı hafifletebilecek düzeyde olmayıp, makül ölçüde manevi tazminat takdiri gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 09.04.2013 günü oybirliğiyle karar verildi.