Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/8062 E. 2013/14096 K. 22.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8062
KARAR NO : 2013/14096
KARAR TARİHİ : 22.10.2013

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklıya vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı alacaklı vekili, Ankara 7.İcra Müdürlüğünün 2009/13699 sayılı dosyasından, 17.03.2010 tarihinde yapılan haciz sırasında davalı 3.kişi lehine istihkak iddiasında bulunulduğunu, borçlu ve 3.kişi arasında danışıklı işyeri devri olduğunu belirterek, İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak 3.kişinin istihkak iddiasının reddi ile davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı 3.kişi vekili, borçlu şirketin devrinin sözkonusu olmadığını her iki şirketin bağımsız varlıklarını devam ettirdiklerin haksız açılan davaların reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, davalı 3.kişi ile borçlunun farklı tüzel kişiliği olduğunu ve aralarında devir ilişkisi olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamındana davalı 3.kişi ve borçlu şirketler arasında bir devir ilişkisinin olmadığı, Mamak Belediyesi ile borçlu şirket arasında imzalanan hastane inşaatı sözleşmesi, borçlu şirketin gerekli şartları sağlayamadığını bildirmesi üzerine iptal edildiği, yeni sözleşmenin 3.kişi ile yapıldığı, hastanenin tüm kayıtlarının 3.kişi adına olduğu borçlunun haciz adresi ile bir ilgisinin saptanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, İİK’nun 99.maddesine dayalı olarak açılan 3.kişinin istihkak iddiasının reddine ilişkindir.
Borç kaynağı bono, alacaklının borçluya sattığı tıbbi cihaz satışından kaynaklanmakta olup dava konusu haciz bonoda yazılı olan adreste yapılmaıştır. Davalı 3.kişi ve borçlu şirket ortakları arasında organik bağ bulunduğu, adreslerinin aynı olduğu dosya içerisinde mevcut Ticaret Sicil kayıtları ile sabit olmuştur. Yine davalılar tarafından sunulan borçtan sonra 25.02.2010 tarihinde noterce onaylanan protokolde borçluya ait tıbbi cihazlar davacıya satılmış ve haciz yapılan hastane işletmesine ruhsat alınıncaya kadar borçlu tarafından devam edileceği belirtilmiştir.
Dairemizce görülen emsal dosyalarda, 05.07.2012 tarihli haciz sırasında da halen borçlu şirkete ait belgelerin haciz mahallinde bulunduğunun tesbit edildiği görülmüştür. (2013/11951 Esas -11747 Karar)
Tüm bu olgular birlikte değerlendirildiğinde, davalı borçlu ve 3.kişi arasında borcun doğumundan sonra danışıklı işyeri devri yapıldığı, bu devrin alacaklının haklarını etkilemeyeceği, bir an için devrin danışıklı olmadığı düşünülse dahi devir İİK’nun 44.madde koşullarına uygun yapılmadığı gibi BK’nun 202.maddesi gereğince 3.kişinin devir aldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından, davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 22.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.