Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/8410 E. 2012/10137 K. 26.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8410
KARAR NO : 2012/10137
KARAR TARİHİ : 26.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar… ve … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkiline ait olan ve sürücüsü olduğu araçla davalıların sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı oldukları aracın çarpışması sonucu müvekkilinin bacağının kırıldığını ve aracının hasarlandığını ileri sürerek fazlaya dair haklarını saklı tutmak suretiyle 12.000 TL araç hasar bedeli, 1.000 TL geçici iş göremezlik zararı ile 7.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … cevap dilekçesinde, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, ayrıca manevi tazminat sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili cevap dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde davacının asli kusurlu olduğunu , talep edilen tazminatların fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuş, davalının ölümü üzerine davaya davalının mirasçıları dahil edilmiş, vekilleri aynı gerekçelerle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 1.500 TL araç hasar bedeli ile 1.000 TL maddi tazminatın, -davalı … olay tarihinden, diğer davalı … dava tarihinden iti-
baren işleyecek yasal faiziyle birlikte sorumlu olmak üzere-davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’dan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılar … ve … vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili Kumluca İcra Müdürlüğünün 2011/1058 esas sayılı dosyasıyla diğer davalılar aleyhine toplam 42.068 TL üzerinden icra takibi başlatmış, bu miktarın bir kısmının dava dışı üçüncü kişiye yapılan ödeme olduğu anlaşılmakla beraber, “5.770 TL asıl alacak” miktarının davalının kime yaptığı ödeme olduğu hususu ise anlaşılamamaktadır. Ödeme emrindeki borcun sebebi kısmında “…’nin yaralanmasına ve işgücü kaybına uğramasına, … plakalı aracın hasarlanmasına ilişkin hak sahiplerine ödenen bedellerin rücusu” denilmiş olup, işbu davada hükmedilen maddi tazminatlar da bu taleplere ilişkin bulunmaktadır. Ödeme, borcu söndüren sebeplerden olmakla, davalı … şirketinin araç hasarı ve davacının yaralanmasına ilişkin davacıya bir ödemesinin olup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetli değildir.
3-Hakim, manevi tazminata Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre, özel durumları göz önünde tutarak adalete uygun olarak hükmeder. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edil-
mek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Bu durumda hükmedilen manevi tazminat miktarı, somut olayın özellikleri, kaza tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olayın meydana gelmesindeki etkiler gibi hususlar birarada değerlendirilerek belirlenmelidir.
Somut olayda;
Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 22.09.2006 tarihli raporunda davacı kazanın oluşumunda %75, davalı ise %25 oranında kusurlu bulunmuş, davacının tüm vücut fonksiyon kaybı oranı ise %3.3 olarak belirlenmiştir. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kaza tarihinin 26.09.2005 olması gözetildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarı fazla olup bozma nedenidir.
Kabule göre de;
Davacı vekili 12.000 TL araç hasar bedeli, 1.000 TL maddi tazminat ve 7.000 TL manevi tazminat talebiyle dava ikame etmiş, mahkemece 1.500 TL araç hasar tazminatı, 1.000 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, buna göre davacıların 10.500 TL’lik maddi tazminat talepleri ile 2.000 TL’lik manevi tazminat talebi reddedilmiştir. Hal böyle iken, mahkemece reddedilen miktarlar yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususta hiç hüküm kurulmamış olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 90,85 TL fazla alınan onama harcının temyiz eden davacıya geri verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar… ve …’a geri verilmesine 26.9.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.