YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8566
KARAR NO : 2013/15404
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, Didim 1.İcra Müdürlüğünün 2009/2753 sayılı takip dosyasından, 10.11.2009 tarihinde davacıya ait işyerindeki malların haczedildiğini belirterek, İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan hacizlerin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, haciz adresinin borçlunun kredi sözleşmesinde belirtilen adresi olduğu, borçlu ve davacı şirket ortakları arasında organik bağ bulunduğundan, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu, davaya bir diyeceği olamdığını beyan etmiştir.
Mahkemece, haczedilen malların davacı şirkete ait olduğu, ortağın kişisel borcundan dolayı haczinin mümkün olmadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3.kişinin İ.İ.K’nun 96. ve onu izleyen maddelerine dayanan istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu haciz, 10.11.2009 tarihinde borçlu …kredi sözleşmesinde belirttiği ve her iki borçluya banka ihtarının 27.03.2009 tarihinde tebliğ edildiği adreste yapılmıştır. İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile davalı alacaklı yararına olup,karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir.
Davacı 3.kişi şirket, borcun doğumundan sonra 19.01.2009 tarihinde haciz adresinde borçlu …’ın kardeşi … ve arkadaşı …tarafından kurulmuştur. Borçluların ortak olduğu DYS Yapı İnşaat Ltd. Şti.nin adreside haciz adresi olup, davacı şirketin kurulmasından sonra da borçlulara haciz adresinde tebligatlar yapılmıştır.
Borçlulara ait şirket adresinde borcun doğumundan sonra organik bağ içinde oldukları şirketin aynı adreste faaliyete başlaması ve 3.kişinin faaliyetinin devam ettiği sırada dahi borçluların faaliyetin devam etmesi, alacaklardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işlem niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Danışıklı böyle bir işlemin alacaklının hakların etkilemeyeceği açıktır.
Yapılan satışın bir an için danışıklı olmadığı düşünülse, dahi borçlular ve 3.kişi arasındaki ilişki işyeri devri niteliğinde olup devir İİK’nun 44.madde koşullarına uygun yapıldığı iddia ve ispat edilmediği gibi BK’nun 179.(YBK’nun202.) maddesine göre işyerini devir alan davacı devir aldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacaktır.
Mahkemece, tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davanın reddine göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 11.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.