Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/8999 E. 2012/13281 K. 29.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8999
KARAR NO : 2012/13281
KARAR TARİHİ : 29.11.2012

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkiline trafik sigortalı davalı adına kayıtlı aracın dava dışı ehliyetsiz sürücü yönetiminde iken karıştığı kazada 3.kişiye ait aracın hasarlandığını, ehliyetsiz sürücünün olayda tamamen kusurlu olduğunu, zarar gören 3.kişiye 5.705 TL hasar bedelinin ödendiğini belirterek bu meblagın ödeme tarihinden (26.11.2010) işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı duruşmalara katılmadığı gibi davaya yazılı olarak da cevap vermemiştir.
Mahkemce, davanın kabulü ile 5.705 TL’nın 1.12.2010 ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sözleşmesine dayanılarak sigortalı aleyhinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 1982 T.C Anayasa’sının 36 ve 6100 sayılı HMK’nun 73.maddesi uyarınca,
taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet edilmeden hüküm verilemez. Değinilen işlevleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Kural olarak tebligat, tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. Somut olayda, davacının mernis adres itibariyle gönderilen dava dilekçesi adresten taşındığından bahisle iade edilmiş; bunun üzerine aynı adreste 35.madde hükmüne göre tebligat yapılması gerekirken hem 21.madde hükümlerine göre tebliğ yapılması hem de muhataba tebliği haber verecek en yakın komşusunun belirtilmemesi nedeniyle yapılan tebliğ ilgili kanunun 21 ve tüzüğün 28.maddelerine de uygun değildir.
Mahkemece, dava dilekçesi davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılarak hüküm kurulması savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olup hükmün bozulması gerekmiştir.
2-Kabule göre de; 6100 sayılı HMK’nun 266.maddesi gereğince “mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir”. Duruşmalara katılmayan, davalı tarafın davayı kabul etmediği sonucuna varılması gerekir. Davacı vekili, davalı sigortalısına ait aracın dava dışı sürücüsünün sürücü belgesinin olmadığını ileri sürerek iş bu davayı açmıştır. Sürücünün ehliyetinin bulunmadığının tesbiti halinde dahi sigortalı konumundaki davalı dava dışı sürücünün kusuru oranında 3.kişiye ait araçta meydana gelen gerçek zarar miktarından sorumlu olacaktır. Bu nedenle kusur ve hasar konularında uzman bilirkişi vasıtasıyla kusur ve hasarın tesbiti gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, kusur ve araç hasarı konularında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan dosya kapsamına göre olayda sürücülerin kusur durumlarının ve zarar gören 3.kişiye ait araçta oluşan gerçek zarar bedelinin tesbiti hususlarında denetime elverişli, gerekçeli, ayrıntılı bir
rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalının duruşmalara gelmediği dahi gözardı edilerek yazılı olduğu gibi kaza tesbit tutanağı ile ekspertiz raporuna itiraz edilmediğinden bahisle bu belgelerde belirtilen kusur ve hasar durumuna göre eksik inceleme ile hüküm kurulması da isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile karar düzeltme yolu ile kapalı olmak üzere hükmün davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 29.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.