Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/9134 E. 2013/8306 K. 04.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9134
KARAR NO : 2013/8306
KARAR TARİHİ : 04.06.2013

MAHKEMESİ : Mudanya Asliye 2. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 4.6.2013 Salı günü davacı … vekili Av. … geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.

-K A R A R-

Davacı … vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’e satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili ile davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iptali istenen tasarrufun borcun doğumundan önce yapılmış olduğu ve taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğması dava önkoşulu olup mahkemece res’en araştırılmalıdır. Dava koşulu gerçekleşmediği takdirde işin esası hakkında hüküm kurulamaz. Somut olayda 04/08/2007 tarihli alacaklı ve borçlu arasındaki sözleşme içeriği ve tanık beyanları ile sözleşmede geçen icra dosyalarına nazaran davacı alacağının tasarruf tarihinden önceye dayandığı hususu açıktır. Bu nedenle Mahkeme’nin, borcun doğumuna ilişkin gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK. m. 281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K. 25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ). Mahkemece davaya konu taşınmazın satış bedeli ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında fahiş fark bulunmadığına ilişkin gerekçesi taşınmaz üzerindeki ipotek nazara alındığında doğru kabul edilse bile az yukarıda izah edilen iptal nedenleri yeterince araştırılmamıştır. Zira borçlu ile 3. kişi arasında akrabalık, arkadaşlık, ticari ilişki gibi borçlunun mal kaçırma kastını 3. kişinin bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunu gösterir bir yakınlığın bulunup bulunmadığı ya da mevcut ise davalıların şirketleri arasında organik bir bağ veyahut ticari bağlantı olup olmadığı üzerinde de durulmamıştır. Hal böyle olunca davacı alacağının, iptali istenen tasarruftan önce doğduğu kabul edilerek açıklandığı şekilde iptal şartlarının araştırılması yerine eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 04.06.2013 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.