YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9161
KARAR NO : 2013/8307
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 4.6.2013 Salı günü davacı … AŞ vekili Av. … geldi. Davalı …. Tic. AŞ vekili Av. … geldi. Davalı … AŞ tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve davalı …. Tic. AŞ dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı … vekili, davalı borçlu … San. Tic. AŞ aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmaz üzerine davalı … AŞ lehine ipotek tesis ettirmesine ilişkin tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, aciz belgesinin dava şartı olduğu ve davanın açıldığı anda mevcut olması gerektiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarında davacı alacaklı tarafından kesin veya geçici aciz belgesinin ibraz edilmesi gerekir. Somut olayda davacılar tarafından dosyaya kesin aciz belgesi ibraz edilmemiştir. Mahkemece, aciz belgesinin dava şartı olduğu ve dava açılırken mevcut olması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de aciz belgesinin davanın her aşamasında sunulması mümkün olup bu husus Dairemiz yerleş-
miş uygulamalarındandır. Kaldı ki takip dosyasında yapılan hacizlere, borçlunun mevcut malları üzerindeki kısıtlamalara ve takip dosyası kapsamına göre borçlunun aciz halinin bulunduğu da anlaşılmaktadır. Bu durumda Mahkemece, davalı borçlunun aciz halinin mevcut olduğu kabul edilerek davalılar arasındaki kredi sözleşmesinin getirtilmesi ve sözleşme içinde bankanın sözleşme imzalanmasından sonra davalı borçludan ipotek isteyebileceğine dair hükmün bulunup bulunmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 990.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 04.06.2013 tarihinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.