YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9163
KARAR NO : 2012/13436
KARAR TARİHİ : 03.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait, davalıya kasko sigortalı aracın, tek taraflı kaza sonucu hasarlandığını, davalı … şirketinin alkollü araç kullanımı nedeniyle hasar bedelini ödemediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL tazminatın 04/06/2008 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 30/04/2010 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 51.653,32 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, kazanın sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini, bu nedenle hasarın teminat dışı kaldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelmediği, bu nedenle hasarın sigorta teminatı kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000 TL’nin 04/09/2008 tarihinden, 41.653,32 TL’nin ıslah tarihi 30/04/2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Kasko sigorta şirketi hasar miktarına ilişkin belgelerin kendisine verilmesinden itibaren en geç 15 gün içinde gerekli incelemeleri tamamlayıp, hasar ve tazminat miktarını tespit edip sigortalıya bildirmek zorundadır. Dolayısıyla, sigortalı araçtaki hasarın belirlenmesi bir incelemeyi gerektirmektedir. Bu nedenle, gerçek zararın tespitinden sonra sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. O halde, rizikonun sigortaya ihbar tarihi belirlenerek bu tarihten itibaren 15 gün sonrasında veya hasar, ekspertiz raporu ile daha erken bir tarihte belirlenmiş ise bu tarih itibariyle sigortanın temerrüde düştüğü kabul edilmelidir. Somut olayda, araçtaki hasara ilişkin ekspertiz raporu 04/09/2008 tarihinde tanzim edilmiş olup davalı … şirketi aynı tarihli yazı ile hasarın karşılanması talebini reddettiğini sigortalıya bildirmiştir. O halde mahkemece, davalı … şirketinin 04/9/2008 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü kabul edilerek ıslah edilen kısım içinde bu tarihten itibaren işleyecek faizden davalıyı sorumlu tutması gerekirken ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizden sorumlu tutması doğru değil, bozma nedeni ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün, 6100 sayılı HMK’nın 370/2 maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hüküm fıkrasının 1. bendinin hükümden tamamen çıkarılarak yerine “Davanın kabulü ile 51.653,32 TL’nin 04/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile
DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 2.489,21 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 3.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.